25 Ekim 2010 Pazartesi

Annemi İstiyorum!

Dünyaya geldiğimde aldığım ilk nefesle annemin kokusunu içime çektim.Annem bana “korkma” dedi kısık bir sesle.Sıcacık dudaklarıyla küçücük alnıma bir öpücük kondurdu.”Korkma ben burdayım”. Ben küçüktüm ama hiçkimse beni üzemezdi, biliyordum.Annem başımı boynuna yatırıp fısıldadı;
“Korkma bebeğim, ben yanındayım…”
Türkiye’de pek çok kadın farklı sebeplerden dolayı erken doğum yapmak zorunda kalıyor.Devlet doğum iznini doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz olmak üzere toplam 16 hafta doğum izni veriyor.Fakat erken doğan bebeklerin normal doğan bebeklere göre daha fazla bakıma ve anne sütüne ihtiyaçları olduğu halde bu süreyi kuvözde geçiriyorlar.Prematüre bebekler kuvözden çıktıkları anda anneleri işe başlamış oluyor.O zaman erken doğan bebeklerin annelerine daha fazla izin süresi verilmesi gerekmez mi?
Sizde bu mantıklı görüşe katılıyorsanız lütfen http://www.annemiistiyorum.com/ ‘u ziyaret ediniz.
bu hafta sonu hava çok güzeldi oğlumun rabia teyzesi geldi istanbuldan,böylece havamız daha da güzel oldu teyzemizle ,teyzesiyle koşturdular oynadılar çok eğlendi burakcım ama ablamı çok sık görmediği için ablamın teyzesi olduğunu tam kavrayamadı sanırım ,bende ablama daha sık gelki unutmasın çocuk sadece 1 teyzesi var sanıyor dedim,teyzemizde zaten farkında o da çok üzülüyor ama işi çok yoğun olduğu için hafta sonları bile gelip gitmek külfet oluyor ,o geldiğinde de biz çok seviniyoruz ve herşey güzelleşiyor birden :) pazar günü de çıktık gezdik gönlümüzce,arabamız yoktu eşimi uzun süre yürüttüm burakcım da arabasında sürekli etrafı seyretti sıkılınca kucağımıza geldi...alışveriş merkezine gittik ve oyuncaklara bindi ....burak oyuncaklarda iken dedim ki geçen sene burak kucağımızda veya arabasında geçiyorduk buralardan ve hiç yaklaşmıyorduk buralara hiç , ama şimdi büyüdü ve kendisi binmek istiyor artık oyuncaklara...artık büyüyor burağım dedim büyüdü koşuyor kendince şarkılar söylüyor sürekli soru soruyor artık minik bir bebeğimiz yok koca bir bebeğimiz var bunu dün burağı uzun süre kucağımda taşıyınca daha çok anladım,koca bebek olmuşsun sen oğlum dedim ama onun keyfi gayet yerindeydi.anne oyuncak bakkala gidelim deyip durdu,eve ne alınırsa onun bakkaldan alındığını düşünüyor ,oyuncaklarını getirip ben bunları bakkaldan aldım anne diyor :)) dün alışveriş merkezinde de o oyuncakcı bakkal aradıkça biz o bakkaldan uzak tuttuk bıcırığımı,her hafta oyuncak alamayız malesef  ve ben sürekli bişeyler adlığımız,baktığı herşeyi aldığımız bir çocuğumuz olsun istemiyorum varlık ve yokluk kavramlarının farkında olsun istiyorum...eğer şimdiden istediği herşeyi alırsak hayırı bilmezse ilerde istediği birşeyi alamayacağımızı söyledğimizde bizi asla anlamayacak ve bu bizim için de onun içinde hayatta büyük bir problem olarak karşısına çıkacak biliyorum.bir yazıda okumuştum şöyle diyordu eğer çocuklarınıza her istediği şeyde herşeyde evet derseniz ilerde yaşamın içinde başkalarından hayır ve red edilme davranışları gördüklerinde psikolojileri olumsuz etkilenir ve sağlıksız bireyler yetiştirmiş olursunuz,onun için bizde herşey orta herşeyi kararınca yapmaya çalışıyoruz inşallah doğru da yapıyoruzdur...güzel bir cumartesi pazar geçirdik ablamın gelmesi çok çok güzeldi ,burak teyzesinin getirdiği cicilerini çok beğendi ,burağın her iki teyzeside son derece güzel hediyeler alıp oğlumu çok mutlu ediyorlar ama  kendimize kota koyuyoruz oğluşumun teyzelerine de kota uygulamamız gerekecek galiba :) güzel bir hafta sonuydu yürümek çok güzeldi birde yazdan kalma birgün vardı sıcacık güneş harikaydı herşey...bugün yine iş başı ve yeni başlayan bir iş haftası daha .....güzel geçer umarım bu haftada ..... 

22 Ekim 2010 Cuma

ANNE OLMASAYDIM EĞER

Ben anne olmasaydım eğer...
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim... esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!...

çulata


hangi çocuk sevmez çikolatayı veya hangimiz sevmeyiz , ben bayılırım çikolataya hele şu kilo alma korkusu olmasa ekmek gibi su gibi tüketirim gibi geliyor bitter çikolata favorim ve beyaz çikolata :))) oğluşumda bana çekmiş olacak ki ne zaman konuşsak kendisiyle çulata istiyorum diyor.dün eşim öğle saatlarinde eve uğramış ve burağa yakalanmış,baba bakkala gidek demiş (gidek elazığdan döndükten sonra ağzında,unuttu bizim kuzu gidelimi ,gidek diyor ...bizde alıştık ses çıkarmıyoruz şimdilik :) ) ne alacağız bakkaldan demiş babamız ..."baba çulata alalım demiş " gitmişler bakkala ve almışlar çulataları gelmişler,yanlız  burak öyle aldığı çikolataları hemen oturup yiyen bir çocuk değil ancak yarısını tüketiyor geri kalan da anneye yani bana :)) tek bitirdiği  toto'lar içinden çıkan oyuncakları bi heves babasıyla yapıyorlar....evde aniden burağın sesini duyuyoruz "anne ben bakkal didiyom "......"ne alacaksın annecim bakkaldan"....."çulata alcam".."bende birşey isteyebilirmiyim oğlum diyorum"...iste diyor "un istiyorum şeker ,çay ,yağ ,süt ,istiyorum diyorum tamam diyor burak "....sonra yanıma geliyor ben bakkal oluyorum sesimi kalınlaştırıyorum tabi "buyurun ne istemiştiniz diyorum "çulata alcam "diyor oğluşum ... "eee benim sipariller ne olacak ben çulata veriyorum yalancıktan para da alıyorum ama benim siparişler gene unutuluyor...ee bakkala ne için gidilir çulata için gidilir....:)) keşke diyorum sütü ,et'i,tavuğu,balığıda bu kadar çok sevse oğlum....inanın et krizi süt krizi balık tavuk krizi hiç bitmiyor bizde...denemediğimiz yöntem kalmadı ama sevdiremedik eti bir türlü :((..herşeyin çoğu zarar ortası karar diyerek çikolata tüketiminide oğluşumda kontrol altında tutuyoruz tabi....çikoltadan bu kadar bahsetmişken biraz bilgi verelim çikolata hakkında ;


çikolatanın içindeki kakao yağı ve şeker, insana ‘‘mutluluk’’ veriyor. ‘‘Memnuniyet hissi’’ uyandırıyor. Eski çağlarda ‘‘Tanrıların besini’’ olarak adlandırılması da, o yüzden. Kakao, insanı sakinleştiriyor, mutluluk hormonu salgılanmasına ve konsantrasyon yeteneğinin artmasına yol açıyor.‘‘Kaliteli bir tablet çikolata, ağızda tereyağı gibi kendiliğinden erir. Elle parçalanınca kenarları düz ve keskindir. Kesinlikle ufak parçacıklara ayrılmaz.’’‘‘ Eğer çikolatanın yüzeyi parlaksa ve iştah kabartan bir görüntüsü varsa kalite adına ilk sınavı geçtiğini gösterir.Yedikten sonra boğazınızda yanma yapıyorsa, o çikolatanın yapımında kullanılan şeker oranı yüksek tutulmuş demektir. O çikolata kalitesizdir.’’çikolata yeme usulü. Çiğnemek çikolataya yapılan bir haksızlık. Oysa ağız çeperinde ve damakta dolaştırılarak yenildiğinde tadını çıkarmak mümkün.Bilim adamları, şeker, yağ ve kakao karışımının ruh haline olumlu etki ettiğinin bilindiğini, kadınların da bu yüzden üzgün ya da kızgınolduklarında daha fazla çikolata yediğini söylediler.Beslenme ve Diyet uzmanı Nükhet Aksakal Bağışgil’e bu soruyu sorduğumuzda ‘Bir gıdanın zarar ve faydasından bahsederken tüketilen miktarı çok önemli’ diyerek şöyle devam ediyor: ‘Çikolata bir ihtiyaç. Beyinde serotonin salgılanmasına yardımcı olur. Özellikle bitter çikolata yeşil çay ve üzüm kadar bağışıklığı güçlendiriyor, antioksidan etkisi var. Yapılan araştırmalara göre günde 50 ila 70 gram bitter çikolata yemenin bir zararı yok.’ Bağışgil ‘Çikolatayı şişmanlatır diyerek bir kenara koyamayız’ diyerek çikolatanın fındık, fıstık gibi yemişlerle birleştiğinde kalorisinin arttığını ve özellikle kilo sorunu olan kişilerde obeziteye neden olduğunu söylüyor. Bağışgil ‘Günde 150 gram çikolata yemek tabii ki zararlı. Eğer bitter dışında çikolata yeniliyorsa 50 yerine 25, 70 yerine 35 gram yani yarı yarıya tüketilmeli’ diyor.

....... böyle daha bir çok bilgi var çikolata ile ilgili ..mümkün olduğunca fazla tüketmeyeceğz çocuklarımızın da obozite ,şeker hastalığı ve bir çok hastalığa  karşı aşırı tüketmelerine izin vermeyeceğiz yedirirsek de bitter çikolta yedireceğiz ve yiyeceğiz bu kadar basit....kararlıca ye hergün ye :)))) çikolata tadında mutlu günler hepinize .... :)))
Yeri gelmişken ...Chocolat filmini izlemenizi de tavsiye ederim johnny depp ,Juliette Binoche, Lena OlinJudi Dench, Peter Stormare  oynuyorlar abd'de 2000 yılında yapılmış bir film ,filmin sahnelerinden birinde belediye başkanı çikolta dükkanını darmadağın edip aslında içi giderek izlediği ama yememeye inat ettiği o harika çikoltalardan deli gibi yiyior o sahne muhteşemdi ...insanın duygularına inançlarına hırslarına kararlılığına ve birçok şeye yenilmesi herşeyi bir an unutması ...... ve bunu yapan sadece masum çikoltalardı küçük küçük :)))) neyse süperdi,o çikoltalar geldi aklıma şimdi hepsi çok güzel görünüyordu ....izlerseniz iyi seyirler şimdiden

21 Ekim 2010 Perşembe

çanta çanta çanta :))

bir çok bayanda olduğu gibi bende de çanta ve ayakkabı tutkusu var :)) sayamadığım kadar ayakkabım ve çantamda olsa "aa hiç ayakkabım yok çantam yok " derim kendimi biliyorum :))) ... ne yapayım buda benim kötü huyum başkaları gibi karşısındaki insana zarar verecek kötü huylarım olacağına,böyle kötü huyum olsun...şimdi gelelim asıl konuya ,ilerde oğlum eğer bu yazıyı okursa anneeee yeterrrr dicek eminim :)) o zamanda mı bu huyların vardı dicek çünkü ben bu kötü huyumu seviyorum asla da vazgeçmicem :)))) peki hepimizin her kıyafetimize uyacak her kıyafetimiz ile kullanacağımız çantamız var mı ? şahsen benim yok ...dünyaca ünlü çanta markalarından kullandık mı ? ...çok azz.....ve gece bir davete gittiğimiz zaman ayakkabı ve çanta çok önemlidir .......
işte luxinabox
bizi flörte davet ediyor Bu açık davet, yurtdışında oldukça rağbet gören ve artık Türkiye'de de vuku bulan çanta kiralama hizmetinden başka bir şey değil ... yaşasınnn :)))) Luxinabox, sezonluk veya klasikleşmiş olan tasarım çantaları bir tıkla evine ulaştırıyor. Evine özel olarak ulaştırılıp, gene evinden özel olarak teslim alınan, ünlü modaevlerinin ellerinden çıkma çantaların hepsi yeni ve orijinal. Ayrıca gizlilik esasına ve kiralama sözleşmesine de güvenebilirsin. Hatta istersen, bu aşktan vazgeçmek istemediysen satın da alabilirsin! işte bu da web adresi http://www.luxinabox.com/Anasayfa.aspx .... evet kızlar size özel günlerde kullanmak isteyipde alamayacağınız çantalar ile ilgili bir tiyo benden bu :))) ne diyeyim güle güle kullanın veya satın alın....sevgiler hepinize

down sendromu

dün akşam eve gitmek için hergün itiş tepiş bindiğimiz otobüse 2 durak önce binerek kendime otobüste yer bulmayı ve dışarda kalmamayı başarabildim :)) işten biraz erken çıkmıştım ve oğluma daha erken kavuşacaktım ve akşam birbirimizi daha fazla görecektik yarım saat kazanmıştım mutluydum :) kulağımda kulaklıklar ortalarda bir yerde ayakatayım ve müzik dinliyorum otobüs kalabalıklaştıkça kalabalıklaştı müzik son ses açık ben müzik dinliyorum otobüs her durakda duruyor yeni yolcular biraz daha sıkışacak olmamız vs. derken birden bir ses duydum bir kadın bağırıyordu kulaklıkları çıkarmama bile gerek kalmadı ne dediğini anlıyordum tam omuzumun dibinde duruyordu "yeter artık susun nedir bu kesin artık" diye liseli gençlere bağırıyordu bir anda hepsi sustu sonra gençlerin o vurdumduymaz hayata hakkında hiçbirşey bilemyip ama biz herşeyi çözdük havalarında alaycı kıkırdaşmaları felan kulaklığın bir tanesini çıkardım ve bağıran bayanla göz göze geldik ,gülümsedim kadına ve birden ayaklarımın dibinde dizlerimi biraz geçen büyüklükte küçük bir kız gördüm öyle sessizce duruyordu yüzünü seçemedim ve bağıran bayanın elini tutuyordu rahatsız olmuyor mu orda dedim cam kenarındaydım ve çocuğu bu tarafa doğru getirelim dedim ve bana tutun tatlım dedim küçük kıza elinde llolipop şekeri kafasını yukarı kaldırdı ve yüzünü gördüm hemen anladım küçük dünya tatlısı güzelim yavru Down Sendromu   ile karşı karşıyaydı.....yoksa o sıkışıklıkta insanların bacakaları arasında gık demeden öylece orda durması beni şaşrıtmıştı.bayanla konuşmaya başladık gençler dedim hep böyle ilerde bizim çocuklarda böyle olacaklar "ben dedi kaldıramıyorum çok gürültü var çok çıkıyor sesleri"haklısınız dedim o sırada ismi zeynep olan küçük kızımızı seviyordum bayan "kızım hasta onun sıkıntısıdda var "bende dedi.anladım dedim :(( "anladınız mı "dedi evet dedim.down sendromu olan çocukların yüzlerinin birbilerine benzediğini biliyordum ve belli oluyordu bir ara işim gereği bir rehabilitasyon merkezine çok gitmiştim ordan da bilgilerim vardır."anlatmaya başladı zeynebin annesi,zeyneb doğduktan 6 ay sonra anlamışlar down sendromu olduğunu dünyası yıkılmış kadının,herkese herşeye kızmış küsmüş bunalıma girmiş,eğer annemler ve eşim olmasaydı ben asla çocuğuma balamazdım diyor"çok ağı bir psikoloji çok yıpranmış,zeynep doğduğunda dili dudağına yapışık doğmuş daha doğduğunda amelyat olmuş sonra fıtık amelyatı sonra midesinden 2 kere amelyat.ben zeynebin 3 yaşında felan olduğunu düşünmüştüm ama 6 yaşındaymış zeyneb gelişememiş birde abisi varmış zeynebin kardeşini çok seviyormuş ...dediki zeynebin annesi çocuğunuz olduğunda nasıl hayatınız değişiyor değil mi..hastalıklı bir çocuğunuz olduğunda ise hayatınız sallanıyor herşey altüst oluyor ne yaşadığımı nasıl yaşadığımı ben bilirim diyor ....Çok geçmiş olsun Allah şifa versin inş. dedim çok üzüldüm ama unutmayın dedim bu dünyada imtihan şeklimiz çok farklı hepimiz farklı şekilde imtihan oluyoruz,zeyneb size emanet edilmiş koskoca dünyada ona en iyi sizin bakacağınız düşünülmüş ona en güzel sevgiyi sizin verebileceğiniz onu en çok sizin mutlu edebileceğiniz dedim.bende öyle düşünüyorum dedi zeynebin annesi ,bende öyle düşünerek ayakta kalıyorum dedi eşim olmasa onun desteği olmasa ve annem babam olmasa aşamam yapamam dedi.öyle güzel gözleri var dı ki zeynebin öyle saf ve masum bir yüzü binlerce çocuktan daha saf ve masum bakıyordu hayata,tek tutunacağı dal ailesiydi onu ayakata tutacak ona bu dünyada güç verecek destek olacak tek güç ailesiydi ...zeynebin annesiyle konuşuyor bir yandan zeynebi seviyordum ama kafam da yüzlerce cümle düşünce gelip geçiyordu omuzlarım çökmüştü öylece dinliyordum sonra durağa geldik indik otobüsten onlar evine ben evime...yokuşu çıkarken sadece şunu diyebiliyordum şimdi ben şükür etsem çok teşekkür etsem Allahım,sen kabul eder misin?ben hangi birine neye şükür edeyim o kadar çok ki edeceğim şükürler hele burak hele oğlum az mı kafamı karıştırmıştı ona hamileyken down sendromu tehlikesi ,tarama testlerinin sonuçlarını kimseye belli etmeyerek endişeyle beklemem ve sonuçlar geldiğinde dünyaların benim olması sonra acabaların yine kafama soru işareti olarak takılması ve acaba amniyosentez de mi yaptırsam diye burağın doktorlarıyla görüşmem ve ikisinden de hayır cevabını alıp zorla vazgeçirilmem taki oğlumu görene kadar yanıma gelip kucağıma alana kadar ya bişey olursa diye endişelerimin beni yiyip bitirmesi gece aniden uynaışlarım uykusuz kalışlarım ve sonunda ŞÜKÜRLER OLSUN ALLAHA oğlumuz sağlıklı sıhhatli dünyaya geldi.....Ve zeyneb hep onu düşündüm dünden beri aklımda ve çok üzdü bu durum beni...hep bir kızım olsun istemiştim demişti annesi ,oldu ama kızım hasta doğdu demişti...o kadar zor bir durum ki bir anne baba için çok özel bir çocuğunuz var ve herşeyinizi ona göre planlıyorsunuz topluma göre şekil almaya çalışıyorsunuz çocuğunuzun ve sizin hayatınızı kolaylaştıracak çözümler bulmaya çalışıyorsunuz en önemlisi çocuğunuzu eğitecek onun yavaş öğrenme durumunu hızlandıracak çözümler bulmaya çalışıyorsunuz,herkese inanan herkese safça sevgiyle bakan çocuğunuza bu dünyanın riskler taşıdığını bu dünyada korunması gereken çok şey olduğunu anlatmaya çalışıyorsunuz defalarca milyonlarca kez ,anlatabildiniz mi bilmiyorsunuz ......Ve gelecek korkusu ya bana birşey olursa korkusu vs vs vs...........................:(((
Ben çok kızdım kendime dün dedim ki saçma sapan bir sürü şeye kafanı takıyorsun...bir sürü lüzumsuz gereksiz insana işe  değer verilmeyecek kaale bile alınmayacak bir çok şeye ederinden fazla takıyorsun ama  bak insanlar nelerle uğrşıyor betül dedim,sorumsuz bir insan değilim hayattaki gerçeklerin farkında olan acı ve tatlının bu yaşamda bir arada olduğunu biliyorum ...kayıtsız umursamaz sorumsuz değilim ama bazen boşluğuma geliyor ve takıyorum aslında hiç ama hiçbir değeri olmayan birçok şeyi....burak doğduktan sonra çocuk esirgeme kurumunun 0-6 yaş arası çocuklarını ziyaret etmiştik eşimle ,çocukları görmemiz yasakmış bağlanabilirlermiş onların duygusal dünyasına zarar verebilirmişiz diye sadece ortamı ordaki  küçük hayatları ,oraya bırakılan küçücük hayatları müdürden dinlemiştik vaktiniz olursa birgün gidin gezin isterim çocuk esirgeme kurumu nu ve unutmayın isterim down sendromlu çocukları ,tüm hasta çocukları,özürlü çocuklarımızı,özel çocuklarımızı,sokak çocuklarını,yanlız ve çaresiz yürekleri,yardıma muhtaç olan tüm minicik elleri tutmayı unutmamanızı dilerim ....
* _ çok şükür edelim sevdiklerimizin sağlıklı olmasına
* _ çok şükür edelim hayatta olmamıza
* _ çok şükür edelim nefes alabilmemize ve verilen değerli onca güzel şeye
* _ çok duyarlı olalım üzüldüğümüz onca şeyin birgün  başımıza gelebileceğini unutmayalım
* _ unutmayalım bir imtihanın parçası olduğumuzu sınavda olduğumuzu....

sevgi dolu tertemiz içinde kötülük olmayan tüm kalplere sevgilerle Betül İnce Öncül

13 Ekim 2010 Çarşamba



kış&uyku&burak

kış ayı geldi başa çıkamadığım sürekli uyku hali beni mahvediyor ....doktora bile gittim bu yüzden doktorları bilirsiniz hemen şu ilaçları alın  diye bir reçete uzattı ama ben sürekli yorgunum sürekli uykum geliyor o kadar halsizim ki bıraksalar 7/24 uyurum 1 haftadır hava o kadar kapalı ve öyle değişken bir hava var ki nerdeyse gökyüzünün mavisi hiç yok gri puslu bir hava ve bardaktan boşanırcasına yağmur ,sabah 7 de uyanma ve akşam 7-7:30 arası eve girme havanın soğukluğu bir yanda uyku diğer yanda beni ordan oraya atıyor...bu uyku durumu var uzun bir süredir yazın başa çıkabiliyordum hava geç kararınca mecbur uyku modundan kısa içimin geçmeleriyle atlatıyordum ama kış geldi işler bozuldu uykumun gelmesi ve hiç gitmemesi için ortamda müsait kapalı hava cama vuran yağmur damlaları slow müzik sıcak oda daha ne olsun... bu durum beni çok rahatsız edip çoğu zaman sinirli huzursuz ve huysuz yapsada en üzüldüğüm şey akşam eve gidip burakla o kısıtlı zamanı paylaşırken sürekli gözlerimin kapanmak istemesi,sinir oluyorum bu duruma bir kaç gündür eve gitmeden çok fazla sevmesemde kupa kupa nescafe,açık çay sevmeme rağmen bol demli çay tüketiyorum gün boyu akşama eve gittiğimde uykum dağılmış olsun burağın canı sıkılmasın yorgun görünmeyeyim onun da canı sıkılmasın istiyorum ama ne mümkün ...bendeki de nasıl bir uykuysa yatağı görür görmez hemen zzzz gidiyorum yani ::))) yatağ bile gerek yok bıraksalar masa da benim yastığım olur oturduğum sandelyede ... malesef işte ben böyle bir hal içindeyim :(( bu durumu benim için üzücü kılan burağıma istediğim ilgi ve alakyı gösteremiyor olmam ...zaten bu aralar burakda anneannesinden bize gelmek hiç istemiyor akşamları burağı anneannesinden aldığımda kızılca kıyamet kopuyor çığlık bağırış aman görmeyin dakikalarca ağlıyor susturamıyoruz evime gidicem anneanneme gidicem diyor,oğlum burası senin evin orası anneannenlerin desekde bunu anlamıyor ..ben olsam bende anlamam ama, gün boyu ortada olmayan bir anne gün boyu yemeğini yediren temziliği ile ilgilenen herşeyiyle ilgilenen onunla oyunlar oynayan bir anneanne var birde akşamın bir vakti çıkıp gelen bir anne gelip evin içinde temizlik yemek iş güç için koşturup ara ara oğluyla ilgilenen bir anne :(((((((((( ben olsam bende evime anneanneme gitmek istiyorum derim :(((((  sıkılmış üzüntülü bir ruh hali var yani bende şu aralar dün akşam işimiz çıktı trafiğinde yoğunluğuyla eşimle  8:30 da ancak evde olduk burağın yüzüne nasıl bakacağımı bilemedim o kadar utanıyorum ki anlatamıyorum da oğluma ,sabah ortadan kaybolup akşam geri gelişlerimi anlatıyorum ama o ne kadar anlıyor ki veya bunu büyük olsa dahi ne kadar anlayacak bilemiyorum gerçekten bilmiyorum bilemiyorum üzgünüm :((((((

1 Ekim 2010 Cuma

Kardeş demek hayat demektir...

Kardeş demek hayat demektir... Kimi zaman aldığın nefeste diyebilmek... kimi zaman üzüldüğün anda ka...rşında bulabilmek... Hiçbir zaman sevgili kardeş gibi olamaz... kardeşin aşkı sevigiliden çoktur... Sevgili terk eder, kardeş yanında baki kalır... Sevgili emreder, kardeş teselli eder... Kardeş sevgiliden çok sever... Bilir misin bizde kardeşlik nedir... Nefesin kesilirse, al benim canımı kullan ... senindir... .Yolun sonu uçurumsa eğer... geri dön... İlk adım benimdir !!

21 Eylül 2010 Salı

annecim seni çok seviyorum

Küçükken annemi ve babamı olur olmaz konularda üzerdik zaman geçti ergenlikde bu üzmeler arttı sonra bitti mi bitmedi hala devam ediyor illaki istemeden de olsa yanlış davranışlarımız yanlış tercihlerimiz yanlış adımlarımız oluyor ve bu kırmalar üzemeler devam ediyor ... dün akşam eve gelirken yol boyunca şunu düşündüm başkası olsa başka birisi beni bu kadar yorsa üzse kırsa tahammül edermiyim dedim ,hayır etmezdim öyle insanı hemen çıkarırım hayatımdan,peki anneciğim nasıl tahammül etmişti ve etmeye devam ediyordu.....Yine biz küçükken cnm annem ,çoğu annenin kullandığı bir cümleyi söylerdi ,birgün anne olacaksınız ve anlayacaksınız ...evet anne oldum 2008 yılında oğlum burak dünyaya geldi ve çok şükür allah bana da anne olmayı nasib etti .... ve sanki annem bir daha anne oldu ....nasıl mı?
Burak daha 2,5 aylık ilken ben işe başlamak zorunda kaldım ,ne burak bana ne de ben burağa tam alışamamışken birbirimizin kokusuna sıcaklığına doyamamışken işe başlamak zorunda kaldım keşke imkanım olsaydı da ben çalışmasaydım....2,5 aylık burağıma da hayatımda en güvendiğim varlığım annem bakmaya başladı ve annem 50 yaşından sonra anneanneden daha öte yeniden anne oldu burağıma ... Burak ilerde belki bir gün bu bloga girip bu yazıları okuyacak,belki sıkılacak hepsini okumayacak ama ilerde bu yazıyı mutlaka okumasını isterim çünkü ben bu yazıda ona anneannesini yani cnm annem ayseli anlatıcam :) dün bir olay yaşadım ve bir kez daha anladım ,burağı anneannesine emanet etmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimi,evet oğluma benden daha da iyi bakan kişi annemdir.Burağı 2,5 aylık iken alıp ona tüm sevgisini şefkatini merhametini sunan annem ,bir kez daha yük oldum annem beni büyüttü yetmedi oğlumuda büyütüyor diye düşünüyordum hep ama fark ettim ki annemin dediği çok doğru bunu çok severek yapıyor ve torunlarını bizden daha çok önemsiyor ve seviyor...Annemlerin bir alt katında oturuyoruz onların fedakarlıkları ile burak doğmadan onların binasına taşındık ,ve altlı üstülü komşu olduk evlenmeden önce oturduğumuz evde şimdi eşim çocuğum ve ben oturuyoruz ....Sabah erkenden işe gidiyoruz eşimle ,burak 2,5 aylıkken ve uyku düzeni tam oturana kadar uyanınca burağı emzirip anneannesine teslim ediyordum ,bir insan her sabah aynı güleryüzle karşılarmı torununu ve gözleri ışıldar mı hala da öyle annem ...annemin burağa bakarken çok zaman babama akşam yemeği hazırlayamadığını bilirim,babamda torununu çok sevdiği için bunu hiç problem etmemiştir peynir ekmek yeriz burak rahat olsun demiştir,inanın bu çoğu zaman olan bişey ve bunu annemler hiç dert etmiyor,babamın oruçlu eve geldiğinde bile akşam yemeğinin aperatif bişeylerden oluştuğu zamanlar bile oldu ama söz konusu burak olunca kimse kıyamadı ona ,hatta süveybe teyzesi kendi çocuğu oldu hala burağın üzerine ayrı düşer eşi turgayda öyle enişteden çok burağın dayısı amcasından öte bir sevigisi var ....annemi diyordum ,anladım evet çocuğum oldu daha çok anladım ve ilerde inşallah bende çocuklarıma ve çocuklarımın çocuklarına çocuklarımın sevdiklerine bu kadar sevgi dolu bu kadar imtiyazlı bu kadar ince olabilirim,annem birgün çocuğunuz olduğunda anlayacaksınız diyordu anladım hemde çok iyi anladım fedakarlığın hiçbir karşılık beklemeden bir insanı yetiştirmenin ne kadar zor ve bir o kadar da güzel olduğunu,herşeyi anladım anlamaya devam ediyorum....
Canım annem hergün burak sabah uyandığında 1,5 2 saat sadece kahvaltısını yesin diye peşinde dolaşıyor bütün odaları terası dolaşıyorlar sadece kahvaltı faslı bu ,burak camın önünde durmayı seviyor diye babam camlara demir parmaklık yaptırdı anneannesi minder koyup oturtuyor oraya ve çoğu yemeğinide orda yiyiyor sabahları burak kahvaltı yapmadan kahvaltı yapmıyor annem,sonra öğle yemeği ve burak köfte yiyecekse ona köfte yedirme faslı bazen saatler sürüyor,6 aylıktan itibaren hergün 1 öğün yoğurdunu mutlaka yediriyor annem ve 6 aylıktan 1 yaşına kadar hergün bir kaç çeşit meyveyi rendeleyip bir havuç suyunu sıkıp içirmiştir burağa ve burağın meyve yemediği yoğurt yemediği gün çok azdır banyosu hele yazın bu günde 2-3 kez olabiliyor ütüsü çamaşırı derken annem benden daha çok anne oldu burağa ,sırf burak oynasın heves alsın diye 2 leğen ayarlamış birisine kum birisine su doldurmuş ve burak bunlarla oynayarak keyifli zamanlar geçirmiştir.tamamen burağa adadı kendisini cnm annem ve burak gerçekten çok güzel çok özel bakılarak büyütülen bir çocuk....annemin emekleri bunlarlada birmiyor gün içinde burağa arkadaş annem burakla yerde yuvarlanmalar at olup evde burağı dolaştırmalar mutfaktaki bütün tencere tavayı önüne yığıp dilediğince oynamasını sağlamalar....her akşam eve döndüğümüzde de günün özetini verir bugün şu yemeğini az yedi şunu bitirdi şöyle değişik bişy yaptı..eğer burak o gün bütün yemeğini yemişse ve keyfide yerindeyse annemide çok keyifli görüyorum ama burak yemeğinde problem çıkardıysa mızıldandığı bir günse annemide mutsuz görüyorum....anneciğim bunlar yetmezmiş gibi birde bizim eve inip ütülerimiz dağınıklığımız temizliğimizle ilgileniyor tüm bunların sonucunda akşamları bitap düşmüş bizden çok daha yorgun bir anne görüyorum....dün akşam yolda gelirken bir çok şey geldi aklıma annem ile ilgili yazmak istediğim ama yazarken unutuyorum hafızam bu aralar çok zayıf çok sıkıntı yaşıyorum bu konuda...annemin hakkını nasıl öderim eşim nasıl öder oğlum nasıl öder hiç bilmiyorum sadece şunu istiyorum nankör olmayıp kıymetini bilen insanlar oluruz inşallah...çünkü çevremde nankör bazı insanlar var onların nakörlüğünü vefasızlığını hayırsızlığını görünce binkat üzülüyorum ve inş bunu anneme yapmayız diyorum.şimdi bizi büyütüp beseleyen bize kol kanat geren her türlü sıkıntımıza katlanan yetmezmiş gibi çocuklarımız içinde aynı fedakarlığı gösteren anneme canım anneme hayatımda hiç kimseye etmediğim kadar yürekten ve içten teşekkür ediyorum ve bu hayatta sadece annemin ve babamın ellerini öpülesi buluyorum ,herkesin eli öpülmez öpülmemeli bence hak edenin eli öpülmeli o büyük davranışı da sadece annem ve babam hak ediyor ve elini keyifle öptüğüm içimden gelerek isteyerek öptüğüm yegane insanlar annem ile babam (birgün canım babamıda analtıcam ondan da bahsedicem)Ve allahım sana ne kadar şükür etsem az bana annemin ve babamın evladı olma şansını verdiğin için annem can annem cnm annem biricik babam sizleri çok ama çok seviyorum inşallah  oğlum burakda bende eşim mehmetde yaptığınız tüm fedakarlıkların tüm sevginizin tüm samimiyetinizin kıymetini biliriz.inşallah nankör vefasız hayırsız insanlardan olmayız.İyki varsın cnm annem ve babam sizler olmasaydınız bu hayat çok ama çok zor olurdu ...ve oğlum burak ,birgün bu satırları okursan içinde hissederek düşünerek okuman çok mutlu eder,sen şu anda çok küçüksün daha 2 yaşındasın ve hayat hakkında insanlar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun anneannen sana hiç kimsenin göstermediği bizim bile gösteremediğimiz büyüklükte fedakarlıklar ediyor ve hasta olduğunda sırf seni bırakmamak adına doktora bile gitmeyen bir anneanneye sahipsin seni her gördüğünde çok uzun süredir görmeyen bir insanmış gibi sevinip sana kucak açan bir anneanneye sahipsin ve anneannen seni çok ama çok seviyor sende ilerde inşallah anneannenin kıymetini değerini bilirsin seni çok ama çok seviyorum burağım ve annecim babacım sizi çok çok çok seven kızınız betül ince öncül'den sevgiler

11 Eylül 2010 Cumartesi

burağımın 2.nci yaş günü

03.09.2010 bu senede doğum günü ramazana denk geldi  burağımın.annem furkanımızın (kuzenimin) vefatı nedeniyle elazığda idi süveybe teyzesi ve rabia teyzesi doğum gününü kutladılar anneannemizde akşam aradı elazığdan oğlumun doğum günü kutlu olsun anneannesi çok seviyor onu dedi ...sonra teyzemler konuştu onlarda doğum gününü kutladılar burağımın tüm ısrarlara rağmen burak telefonda konuşmadı ama kimseyle sesini duyamadılar üzüldüler,en çok da anneannesi :((( .... burağın doğum gününde burağın babaannesindeydik halaları amcaları da oradaydı ramazan olması nedeni ile iftar daveti veriyordu babaannesi ,onun için oradaydık ...malesef orada hiç hatırlayan olmadı burağın doğum gününü.... arkadaşlarım msj gönderdi face'den kutladılar iyki doğdun burak dediler ..evet iyki vardı oğlum iyki doğmuştu hayatım biriciğim .... yemek faslı bitti yola çıktık eve gelirken eşime ona kızgın olduğumu söyledim doğum günü unutulmuştu ,özdilekte durur musun dedim ,geç dönmüştük o saatten sonra bişey yapılmazdı ..özdileğe girdik pasta siparişimizi verirken hatırladı eşim üzüldü unuttuğu için...pastamızı yedik burağımla sonra oyuncaklara bindirdim onu çıktık ordan ,eve gelirken kulağına fısıldadım evde seni güzel bir paket bekliyor diye anlamadı masum masum baktı bana kuzucuğum.eve gelip paketi açtığında hediyesini görünce çok mutlu oldu sevinci gözlerinden okunuyordu güldü zıpladı ,onun hoşlanacağı seveceği güzel bir oyuncak almıştım oğluma iyki varsın diye defalarca öptüm kuzucuğumu anlamadı neyi kutladığımızı ama sevinçliydi oyuncağı kucağında :))) burağın doğum gününü ramazan tatiline bırakalım dedim eşime ramazanda 2 günlüğüne erdek ocaklara kaçmak istiyorduk ,dedim deniz kenarında kumların üzerinde pasta keseriz burağa güzel bir hatıra olur orada kutlarız.ve erdekde doğum gününü kutlamaya karar verdik. 10.09.2010 günü gündüz erdekde dolaştık bir gün önceside sahilde güzel bir yer keşfettik küçük fenerlerin kumlarda sıralandığı armut koltukların olduğu çok güzel bir yerdi,tamam dedik pastamızı burda kesip burada eğleniriz akşam...gündüz dolaştık sahil kenarında burağı parka götürdük yürüdük koştuk eğlenceli birgünün ardından pastamızı da alıp  ocaklara otelimize döndük akşam yemeğinden sonra malesef bir rüzgar başladı ,dışarda durmak mümkün değil yinede gidelim doğum günü kutlamak istediğimiz kumsala diye ısrar ettim eşime gittiğimizde armut koltuklar felan kaldırılmıştı ambiyans bozulmuştu çok üzüldüm :(:(:(
resimler de görüyorsunuz ortamı tabi o halinden çok daha güzeldi ama rüzgar nedeniyle toplanılmıştı....boynumuz bükük otelimize geri döndük ve pastamızı odamızda yemeye karar verdik çekirdek aile olarak :)) çekirdeğimiz kucağımızda odamıza girdik pastayı çıkardık tam kutlama yapacağız hooooppp elektrikler kesilmesin mi :((( bu ne şanssızlık yaa dedik hemen benim telefonum ışığı devreye girdi içerisi biraz ışık oldu ve eşim kameraya bizi çekerken biz mum üfledik oğlumla defalarca..anne gene yak gene yak dedikçe yaktık mumları üfledik söndü ...bi ara ışık geldi sonra yine gitti bizde afiyetle pastamızı yiyip oğlumun doğum gününü böylece kutlamış olduk ...videosunu da mutlaka yüklicem buraya ....ertesi gün bursaya geri döndük burak en çok süveybe teyzesi ile turgay eniştesinin aldığı at'ı beğendi ..atı çok sevdiği için doğum gününden günler önce heycanlanıp almışlardı , burağı gerçekten çok mutlu etti hediyeleri anneanneside elazığ dönüşünde verdi hediyesini amcasıda hediye almış bayramda verdi burağın doğum günüymüş dedi böylece bir doğum gününüde geride bıraktık ....oğlumun varlığı onun bizim çocuğumuz olması herşeyi ama herşeyi o kadar değerli ki ....ona sevgim sonsuz çok seviyorum kuzum cnm oğlum seni ..inşallah uzun yıllar mutlu bir şekilde kutlarız daha nice doğum günlerini seni çok ama çok seven annen betül ince öncül

3 Eylül 2010 Cuma

03.09.2010 2.yaş bitti

bugün oğlumun çiçeğimin gözümün nurunun doğum günü doğdurğu gün daha dün gibi olsada,kucağımda 2 yıl önce öylece masumca yatan meleğim şimdi büyüdü evin altını üstüne getiriyor :) o kadar güzel birgündü ki doğduğu gün ,onun için oğlumun her doğum günü onu gördüğüm hergün benim için sevinçlerin mutlulukların en büyüğü....meğer ne çok şey eksikmiş o yokken oğlum gelince tamamlandı herşey diyorum...öyle çok seviyorum ki burağım seni , kokunu annecim diye sarılışını huysuzluklarını şımarmalarını yarım yamalak konuşmalarını kzıgınlıklarını herşeyini ,sen Allahın bize nasib ettiği en değerli en güzel hediyesin ve emanetsin ,senin için en iyi anne olmak seni en mutlu çocuk yapmak görevim...rabia teyzesi aradı sabah sonrada süveybe teyzeisyle konuştuk ne çabuk büyüdü burak inanamıyoruz daha dün gibi herşey diyor onlarda...anneannesi,kuzenim furkanın vefatından dolayı elazığda o da aradı çok özledim burağı diyor rica minnet bizim bıdık anneannesine sesini duyurdu gün geçtikçe daha da bir tatlılaşıyor daha da güzelleşiyor daha da şirin bir çocuk oluyor herşeyi öyle özel öyle güzelki ,şimdi yarım yamalak bişeyler anlatmaya çalışıyor bize bayılıyorum birde 2 yaş sendromu var bu aralar gergin fazlasıyla kök söktürüyor herkese ama bunlarda geçecek inşallah. Dünden beri çok heycanlıyım bilmiyorum ama içim içime sığmıyor yani burağın doğum günü yaklaştıkça öyle hissediyordum dünden beri baya heycanlıyım oğlum bebeğim bir yaş daha büyüyor ve onun büyüdüğünü görmek onunla olmak bize nasib oluyor çok şükür Allaha.bugün çok mutluyum yani şimdi akşam olsun eve gideyim diye telaşlanıyorum birazdan işten çıkıp eve gidicem ve oğluma birkez daha sımsıkı sarılıp iyki varsın birtanem seni çok seviyorum annecim diycem...SENİ ÇOK ÇOK ÇOK SEVİYORUM BURAK ...annen betül

4 Ağustos 2010 Çarşamba

23 AYLIK BEBEK GELİŞİMİ

23 Aylık Bebekler :


Küçük toplara çok rahat vurabilir.  Burak yapabiliyor
Kelimeleri birleştirerek kısa cümleler kurar.  Burak yapabiliyor

Kelimelerde ekler kullanabilir.  Burak yapabiliyor
Vücudun bölümlerini tanır ve gösterebilir. Burak uzun süredir yapabiliyor
Resimlerde gördüklerini söyleyebilir. Burak yapabiliyor
Söylenenleri anlar ve uygular.   Burak yapabiliyor
Giysisinin bir parçasını giyebilir.Burak yapabiliyor
Söylenen şarkılara eşlik eder.  Burak yapabiliyor
İzlediği dansları yapmaya çalışır. Burak yapabiliyor
Tuvaleti geldiğinde haber verir.  Asla yapmıyor
Mutfakta kullanılan eşyalara ilgi duyar. Burak yapabiliyor
Diğer çocuklarla oyunlar oynar.  Burak yapabiliyor
Kapıları açıp kapatabilir.  Burak yapabiliyor
Yardımla dişlerini fırçalayabilir.  Burak yapabiliyor
Değişik yiyeceklere ilgi gösterir. Burak yapabiliyor
Şekilleri tanır ve yerlerine yerleştirebilir. Burak yapabiliyor

23.ay



Fiziksel gelişim


2. yaş gününe yaklaşırken, muhtemelen kıyafetlerini kendisi çıkartabilir, bazılarını tekrar giyebilir. Bol tişörtler, montlar, fermuarlı pijamalar en kolay giyebildiği ve çıkartabildiği giysileridir. Kıyafetlere ve giyinmeye olan ilgisi, bu işin uzamasına ve oyun haline gelmesine neden olabilir. Bu ayda rahatlıkla dizlerini kırarak çömelebilir ve yerden bir şey alabilir. Ancak uzun süre çömelir pozisyonda kalamaz. Ayak parmaklarının ucunda yürümeyi deneyebilir ve iki ayağı yerden kesilecek şekilde zıplayabilir. Merdivenlerden kendi başına ve yardımınız olmadan inmeyi ve çıkmayı denemek isteyeceğinden dikkatli olun.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Altı veya daha fazla blok ile kule yapabilir, bir ipe tahta boncukları geçirebilir. Parmak ve elleriyle yapabileceği görevler verin, bir kaba kum veya kuş yemi doldursun ve aşağı fırlatsın, çiçekleri sulasın, oyun hamuru veya mutfak hamurlarını ezsin. Yemek pişirirken size yardım etsin. Oyun hamurları ve boyalarla sanat çalışmaları yapmasına izin verin, boyarken ve çizim yaparken sizi izlesin ve ardından sizin gibi yapmaya gayret etsin.
Sosyal ve duygusal gelişim


Diğer çocuklarla oynamaya ilgi göstermeye başlayabilir ve özellikle diğer çocukların ne yaptığını gözleyip aynısını taklit eder. Kendinden büyük bir kardeşi varsa gün boyu onun peşinden dolaşır. Büyük kardeşlerinden gördüğü gibi küçük basket topunu yere atıp tutmaya çalışabilir, büyük çocuklarla güreşebilir, oyunlara dahil olabilir. Kardeşinin sevgisini kazanmak için gofretini veya diğer eşyalarını paylaşmayı önerebilir. Yüz mimikleri yaparak sizi ve kardeşini eğlendirmek ister.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Eğer yeni bir bebek bekliyorsanız, doğumdan 3-4 ay önce bu konuda çocuğunuzla konuşmaya başlamalısınız. Çünkü karnınız büyümeye başlayınca, zaten onun canını sıkacak büyük problemin çok uzakta olmadığını anlayacaktır.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaçınılmaz "benim" iddialarını azaltmak için, hepsini olmasa bile, en azından birkaç parça oyuncağını çift almayı düşünün. Özellikle araba ve kamyonlar gibi sevdiği oyuncakları benzer olursa, kardeşiyle veya arkadaşıyla birlikte kapışmadan oynayabilmeleri daha büyük olasılıktır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genellikle iyi dinlenmiş ve keyifli olduğu zamanlarda oyun oynamayı tercih edin, oyun sürelerini kısa tutun, 30 ile 60 dakika bu yaşta uygundur.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Duygularını ifade edebilecek kelimeler bulmaya başlayabilir. İyiyi ve kötüyü, duygularını anlatan kelimeleri öğreterek çocuğunuzun duygusal zekasının gelişmesine yardım edebilirsiniz. Ona karşı empati uygulayarak, '"Parktan şimdi eve döndüğümüz için üzgün olduğunu anlıyorum." veya ", "Kardeşin kamyonunu seninle paylaşmadığı için kızdın." gibi cümleler sarf edin.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kendi ismini söylemeye veya "ben" kelimesini kullanmaya başladı mı? Eğer başladıysa, bu sizden farklı bir kişi olduğunu tam olarak anladığını gösterir. Bazı becerileri yaptığı zaman övmeniz ve alkışlamanız, kendine güveninin oluşmasında yardım edecektir.

Dil ve anlama gelişimi


23 aylık çocuğunuz iki basamaklı isteklerinizi muhtemelen yerine getirebilir. Örneğin; "Buraya gel ve otur ki ayakkabılarını giydirebileyim." gibi... En az 20 kelimeyi anlaşılır bir şekilde söyleyebilir. Kısa cümleler kurabilir. Basit sorulara cevap verebilir, örneğin "Adın ne?", "Kedi nasıl ses çıkarır?". Acıktığını ve susadığını anlatmak için kelime kullanabilir. Karşıt kelimeleri anlayabilir. Resimli bir kitaba bakarken küçük köpek, büyük köpek, küçük araba ve büyük arabayı sorduğunuzda gösterir.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kitap okumak, konuşma yeteneğini artıracak en iyi yoldur. Çeşitli nesnelerin olduğu kitapları seçin. Kitap okurken bazen durun ve "Köpek ne yapıyor?", "Çocuk nerede?" gibi sorular sorun. Objeleri işaret edin ve bildiklerinin isimlerini söylemesi için fırsat verin.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Oyuncağını arabada unuttuğunu, saatler sonra bile hatırlayabilir. Kitaplarda gördüğü bazı hayvan ve eşyaları günlük yaşantısında gördüğünde tanıyabilir. Delikli şekil geçirilen oyuncağının çoğunu doğru delikten geçirebilir. Oyuncak lastik muzu yiyormuş gibi yapabilir ve maymunun muzu nasıl yediğini gösterebilir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Planlanmamış oyunlar yaratmasına fırsat verin. Bloklarla değişik kuleler ve trenler yapsın, yap-bozunu kendisi tamamlasın. Oyuncak telefon, market arabası, ev aletleri, yemek ve çay setleri verin, çevresinde büyüklerin yaptığı akti-viteleri oyun olarak taklit etsin.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Havalar çok sıcak ,sıcak bizden daha fazla çocukları etkiliyor gün içinde sık banyo yaptırmamıza ,cilt bakımına dikkat etmemize rağmen oğluşumun vücudu pişik oldu hep ,hele o bezi bağlıyoruz ya poposuna allahım nasıl dayanıyor bu çocuk diyorum bu sıcakta o beze ,yarım yamalak konuşmasıyla anne sıcak diyor bana , geçen hafta sonu denize götürdük hastalandı oğluşum özellikle sıcaktan çok etkilendi bakalım kış gelincede sıcak havalrı nasıl arayacağız.:)) burağın kelime haznesi çok gelişti söylediğimiz kelimelerin bir çoğunu doğru telaffuz ediyor ,kendini ifade edebiliyor , ne yapmak istediğini bize ne anlatmak istediğini çok rahat anlıyoruz .2 gün önce doktora gittik boyu 87cm kilosu 12,440 çıktı doktor genel durumu iyi görünüyor dedi çok mutlu olduk.bu arada yeğenimi yavaş yavaş kıskanmaya da başladı,ege doğup eve getirdiklerinde onu ilk önce sevimli bir bebek olarak görmüştü kalıcı bir bebek olduğunu tam anlayamamıştı :)) ve çok sevinmişti sürekli bacaklarından öpüyordu hepimiz ege'yi burağın yanında aşırı sevmemeye dikkat ediyoruz bir kaç gün önce iş dönüşü ege ye bakmak için üst kata çıktım birden burağın yanımda olduğunu unutup çok ilgilendim ege ile..bir baktım burak arkamda boynunu bükmüş turgayın kucağına gitmiş öylece duruyor ama öyle bir surat ifadesi vardı ki ne yapacağımı bilemedim farkında olmadan üzdüm oğluşumu,durumu düzeltmeye çalıştım ama iş işten geçti o gün için tabi.ama burakda çok seviyor ege yi anne bebek cici diyor bana ,bebeğe gidelim diyor evdeyken çok tatlılar çoookkk ...ne çabuk büyüyor çocuklar ,ege ye bakınca burak kocaman bir çocuk gibi geliyor bana (resimde solda egemiz sağda burağımız)..kocaman ve çok ama çok sevimli çok tatlı bir oğlum var ....büyüdüğünü görmek yarım yamalak konuşmasını dinlemek onun evladım olduğunu bilmek ona sarılmak onu koklamak o kadar o kadar çok güzel bir duygu  ki her gün eve işten bir an önce gidip göreyim sarılayım oğluma istiyorum ...keşke bana bir gün armağan etseler bütün gün hiçbir şey ama hiçbir şey yapmadan sadece oğluma sarılıp onu koklaya koklaya öyle duralım bütün gün öylece işte....keşke mümkün olsa ... çok sık yazamıyorum bloğa fırsat buldum şimdi yazayım dedim ... sevgiler herkese

29 Temmuz 2010 Perşembe

meleğimiz geldi 27.07.2010 bende teyze oldum :)

 
2 gün önce teyze oldum , ilk defa bir yeğen sahibi oldum olunca da deli oldum sevinçten ....teyze olanlar veya yeğen sahibi olanlar beni çok daha iyi anlarlar,çok ama çok güzel bir duygu insanın yeğeninin olması...hep derler ya teyze anne yarısıdır diye çok doğru bir söz ,sanki kendi çocuğum olmuş gibi sevindim hele kucağıma aldığımda kendi bebeğimmiş gibi ,öyle sıcak öyle tatlı öyle saf ve temiz ki....ahh nerden başlasam bilemiyorum yeğenimi anlatmaya ....2 gün önce salı günü bahar tıp merkezindeydik sabah erkenden sezeryana girecekti benim güzel kardeşim,hepimiz heycanlıyız annem ege'nin babaannesi büyükbabası dedesi ben halası didem babası turgay hepimiz oradaydık,kardşeim amelyata girdiğinde ablamda yetişti istanbuldan kardeşim amelyata gireceği zaman hepimiz çok heycanlandık heycandan hepimiz ağlıyorduk ,kardeşimi amelyathanenin önüne kadar uğurladık sonra kapılar kapandı öyle çok üzüldüm ki dizlerimin titrediğini fark ediyordum...sonra odasına çıktık ve beklemeye başladık herkes dualar ediyordu ağlıyorduk ,ben arada bir koridora çıktım kendi kendime konuştum ağladım içeri girdim yani karmakarışık bir duygu ,ne yaptığınızı hiç bilmiyorsunuz şimdi bu satırları yazarkende gözlerim doluyor sıkmasam dişimi tekrar ağlıcam anlatılmaz duygular işte,insan canından birisi ile ilgili zor şeylerde çok kötü oluyormuş bunu anladım ama allahım sevdiklerimizlke ilgili hep böyle güzel duygular hüzünler yaşamamızı nasib etsin hasta asansörü ve amelyathane arasında mekik dokuduk birden turgayın (egemin babası) merdivenleri koştuğunu gördüm heycan dorukta asansörden bebek çıkıyor dediler hemşire bebeği getiriyormuş allahım asansörün gelmesi bana saatler gibi geldi veee kapı açıldı ,ege yi görünce daha fazla ağlamaya başladım çok güzeldiiiiii nasıl ağlıyorum ama ve hemşire götrüdü yeğenimi giydirmeye ama çoookkkk  güzel dünya güzeli bir bebekti zaten odamıza sürekli hemşire ve diğer odalardan misafirimiz geldi bebeğimizi görmeye hemşirelerde herkes çok beğenmiş bayılmışlar egeye...ege den sonra endişeyle sübişi bekledik gelsin diye zaman yine yavaşladı tabi ve en sonunda dediler sübiş geliyor hemen koştuk asansöre kardeşimin gözlerinin kenarında yaşlar vardı ilk o dikkatimi çekti hala ayılmamıştı onu öyle görünce çok üzüldüm çok ağlamıştı gözünün kenarlarındaki yaş kurumamıştı hala :((( içeri aldılar tatlışımıda yavaş yavaş kendine gelmeye başladı ve bir süre sonra bebeğiyle o da tanıştı....çok güzel bir andı çok güzellerdi ikside ....işte böylece ben teyze oldum sürekli kucağıma almak istedim egeyi öpüp koklamak,onunla bir an önce konuşsam keşke dedim içimden ,bana teyze dese bende bitsem teyze deyişini duyunca ....çok ama çok özel ve çok güzel anlardı....Ertesi gün hastaneden çıkıp eve geldiler ve akşam cnm oğlum bitanecik aşkım burağımla tanıştılar burağın egeyi görmesini bir sonraki yazımda anlatıcam .....sevgiler ....HOŞ GELDİN EGEM CNM ,TEYZESİNİN BİTANECİK OĞLU ...SEN ÇOK AMA ÇOK GÜZEL BİR BEBEKSİN YÜREĞİNDE HEP GÜZEL OLUR ÇOK MUTLU OLURSUN İNŞALLAH CNM HEM BU DÜNYADA HEM ÖBÜR DÜNYADA ....SENİ ÇOK SEVİYORUMMMMMM SEVGİLER TEYZEN Betül İNCE ÖNCÜL

21 Mayıs 2010 Cuma

baba gel gel gel


Burak 20.nci ayında , onun büyümesini izlemek onunla oyunlar oynamak muhteşem güzel birşey,en güzelide ,konuşmaya başlamak için kendince yaptığı hazırlıklar o kadar enteresan ki ,çocukları olan aileler bilirler eğer bir çocuğu izlerseniz dil öğrenemenin dilimizi nasıl öğrendiğimizi birebir şahit olarak öğrenirsiniz.Burağın kafası şimdi karmakarışık ama bir o kadar da zeki oluyorlar kolay kolay birşeyi unutmuyorlar ...ilk olarak ağzından garip garip sesler çıkmaya başlamıştı sonra ağzını yuvarlayarak zorlayarak dede baba demeyi öğrendi ,şimdi öğrendiği bir çok kelime var fakat o kelimeleri bir türlü birleştirip cümle haline getiremiyordu ,fakat bundan 4-5 gün önce babası aradı telefonda babasına baba gel gel gel dedi arka arkaya ,ama öyle güzel söylediki ,babası telefonda ben yanında hem çok güldük hemde çok mutlu olduk,burağım şimdi kelimeleri cümle haline getirme savaşı verecek ve biz ona yardım edeceğiz bu konuda.Oğlumun büyümesini izlemek onu kucağıma almak,öpmek öpmek öpmek o kadar güzel bir duygu ki,hiç inmesin kucağımdan uyurkende hiç ayrılmasın yanımdan istiyorum fakat hayatın kuralları olması gereknelr vs.engelliyor bazı şeyleri dolu dolu yaşamamızı.Mesela burağı öyle çok özlüyorum ki işyerinde iken,beni bu konuda çalışan anneler ve gerçekten bunu anlayabilecek kapasitede olan bayanlar anlar,eve geldğim zaman ev işleri vs. derken koşturmacam hiç bitmiyor ve oğlumla çok az ilgilenebiliyorum ,mesela isterdimki burak her gece yanımda yatsın sarılayım ona kokusunu duya duya uyuyayım,hiç uykum gelmesin sabaha kadar burağı izleyeyim isterdim...ama olmuyor işte çocuğun belli zamandan sonra yatağı ayrılıyor ,sizin yorgunluğunuz bitmek bilmiyor vs.vs dedim ya zorunluluklar ve kurallar berbat bişey bazen :( ...iş yerimdeyim ...oğlumu çok özledim,hava kapalı yağmur yağıyor bursada ve ben oğlumu özledim hem de çok özledim ..akşam olsa eve gitsem koşa koşa kuzuma ....sevgiler

20 Mayıs 2010 Perşembe

çocuk gelişimi 20-21 ay


20 Aylık Bebekler :                                             
Elbiselerini çıkarabilir.
Topa tekme atabilir.
2 resmi tanıyarak işaret edebilir.
Yardımla dişlerini fırçalayabilir.
Kalemle karalama yapabilir.
Dans ederken kollarını da kullanır.
Kum ya da su ile oynamaktan zevk alır.
Mutfaktaki araç gereçler ilgi odağı olabilir.
Gördüklerinin aynısını yapmaya çalışır.
Gazeteler ve dergiler ilgisini çeker.
Elektronik eşyaları kurcalamayı sever.
Daha rahat kaşık çatal kullanabilir.

Kapıları açıp kapatabilir.
Ev işlerini taklit eder.

21 Aylık Bebekler :

İlk kısa cümlelerini kurabilir
Gösterilen resimdeki tanıdık nesnenin adını söyler.
Tümsek yerlerden atlamak ister.
Kendi kendine yıkanmak ister.
Büyük parçalı legolarla kule yapabilir.
Yardımla dişlerini fırçalayabilir.
Kendi kendine yemek yiyebilir.
Kendince şarkı söyler, ritme eşlik etmeye çalışır.
Etrafını daha dikkatli izler.
Kitap ya da dergilerdeki resimleri daha çok ilgisini çeker.
Boya kalemlerini kullanabilir.
İsteklerini daha kolay ifade edebilir.
Yüksek eşyalara tırmanmaktan hoşlanır.
Kitap sayfalarını kontrollü olarak çevirebilir

burağım şimdi 20 aylık 20 aylık çocuk gelişiminde olanlardan hangilerini yapamıyor hemen yazayım elbislerini dilerse üst kıyafetlerini düğmesiz ise çıkarabiliyor,evet topa tekme atıyor hemde güzel atıyor :) ,2 resim değil 2 den fazla da resim olsa resimdeki kişileri tanıyıp kim olduklarını söyleyebiliyor,dişlerini fırçalayamıyor,uzun süredir eline kalem kağıt verdiğimiz için karalama yapabiliyor buna koltukları duvarları karalamak da dahil :),elindeki çöpü götürüp direk mutfaktaki çöpe atıyor uzun zamandır ,dans eteyi daha doğrusu harektli müziklerde oynamayı çok seviyor ve o oynarken bizimde eşlik etmemizi istiyor,bizde babasıyla kalkıp oynuyoruz,kum veya su ile oynamaktan orta derecde zevk alıyor,fakat mutfağı dağıtıp mutfak gereçleri ile oynamaktan çok fazla zevk alıyor ve bunu uzun süredir yapıyor :),dedesi(babam) akşamları işten döndükten sonra gazete okurken burağıda kucağına alıyor ve gazetedeki resimleri bıkmadan usanmadan dakikalarca burağa anlatıyor gazete ile başladıkları bu olay kitaplara dergilerede yansıdı,ve burak ne bulsa ilgisini çekiyor ve beraber bakalım ona anlatalım istiyor,elektronik eşyalar kesinlikle ilgi odağı fakat kendisinden uzak tutuyoruz ,hayırrrr o seçenek yok işte yani daha rahat çatala kaşık kullanır seçeneği ,onun herşeyi elleri :)) elleriyle ne isterse yapıyor heryer üstü başı elleri her yer yemek oluyor ,en sevdiği şey eliyle yemek yemek ...:)kapıları açıp kapatabiliyor ve bunu da uzun süredir yapıyor yani 20.nci ayından çok önce başladı .biz odada otururken ,burak odanın kapısını kapatır mıısn dediğimizd ekapatıyor,otruma odasında iken burak mutfak kapısını kapatır mısın dediğimizde de bunu yapıyor .ev işlerini taklit ediyor annem toz alırken temizlik yaparken kesinlikle onda da bir temizlik bezi oluyor ve o da temzilik yapıyor kendince toz alıyor ,ütü yapmak istiyor,elektrikli süpürge ile odayı süpürmek istiyor ....20 aylık dururmumuz budur,bunun dışında yukarıdaki seçeneklerin dışında olan şeylerde var tabi fakat bu seçenekler ışık tuttu bana şimdi önümüzde 21.nci ay var kısmetse o ayın gelişiminide ay sonuna doğru yazıcam ,şimdilik bu kadar ..sevgiyle kalın.

16 Nisan 2010 Cuma

Şimdiki çocuklar

Burağım bugün tam 19 ay +13 günlük şimdiki çocuklar ilginç ötesi ,kendi tarzları olan bizlerden farklı genlere sahip çocuklar gibi geliyor bana ... herkes kendi çocuğundan bahsediyor çevremde o kadar enteresan yaşlarından beklenmeyen davranışlar sergiliyorlar ki.Şimdiki çocukların çok çabuk büyüdüklerini düşünüyorum.Ne zaman okuduğumu bilmiyorum ama bir yazı okumuştum uzun zaman önce ABD'de bilim adamları bir araştırma yapılıyormuş ve uzun yıllardır bu  araştırma devam ediyormuş bilim adamlarıda bu araştırmanın sonuna gelmişler,yazıyı tam hatırlamıyorum ama aklımda kalan şu 1980'li yıllardan sonra doğan insanlar üzerinde ve 80'lerden önce ki insalar üzerinde araştırma yapılmış bu araştırmanın sonucunda 80'lerden sonra doğanların genlerinde farklılıklar bulunmuş ...Şimdi ben şimdiki çocuklara bakıyorum çocukluğumuzu ve devam eden hayatımızı düşünüyorum ve gerçekten bizden çok daha farklı hareket ettiklerini bir çok şeyi zaten bilerek dünyaya geldiklerini düşünüyorum.davranışları çok zekice oluyor bunları bilinçli mi yapıyorlar bilmiyorum ama şimdiki çocuklar çok farklı.Yazıma başlarken burağın yaşını yazdım,dün akşam enteresan birşey oldu ve bu yaşta nasıl bu kadar akıllı oluyorlar diye düşündürdü beni.ileride oğlumda bu blogda kendisi ile ilgili yazıları okuyacak inş.onun için blogda yazayım istedim.Dün akşam ütü yapacaktım ütümde bir hayli çoktu 20 parçadan fazla ütülenecek kıyafet vardı ve bütün kıyafetler karmakarışık bir arada duruyordu tam ütüye başlıcam oğlum ve eşim yanıma geldi oğluma döndüm burak dedim o kıyafetlerin içinden kendi kıyafetlerini cicilerini bana seçip verir misin dedim?ilk önce yüzüme baktı sonra babasına ben tekrar ettim annecim kendi kıyafetlerini bana verir misin dedim ....ütülenecek eşyaların yanına gitti ve kendi kıyafetlerinden 2 paçayı seçti içinden getirip ütü masasının üstüne koydu sonra aynı şekilde devam etti sırayla kıyaftelerini seçip bana verdi hatta bir ara eşimin gömleği eline geldi gömleğe baktı baba dedi ve bıraktı tekrar kendi kıyafetini bulmaya çalıştı.O kadar şaşırdım ki ,mutlaka sizlerinde bu tip karşılaştığı olaylar vardır çocuğunuzla ama bizi bu yaşlarda bu kadar rahat anlaması çok ilginç geldi 2 -3 ay önce başladık mesela ,burak odanın kapısını kapatır mısın diyoruz odanın kapısını kapatıyor ,mutfağa gider misin oğlum diyoruz direk mutfağa gidiyor başka yerede değil,ekmek sepetini getirir misin diyoruz gidip mutfakta masanın üstünden sepeti alıp getiriyor.söylediğimiz anlatmaya çalıştığımız kavramları çok çabuk anlıyorlar.ben çocuğum olmadan önce çocukların hafizalarının bu kadar sağlam olduğunu bilemezdim.mesela dedesinin yastığı hangisi anneannesini yastığı hangisi ayırt edebiliyor babasının terliği ile benim terliğimi ayakkabımı ayırt edebiliyor.bir sürü çorap içinde kendi çorapları babasının çorapları ve benim çoraplarımı seçebiliyor.bana bezini getirir misin diyorum popoyu temizleyelim diyorum gidip bez sepetinden bezinden 1 tane alıp yanıma geliyor ve direk alt değiştirme minderine yatıyor bu davranışını mesela bir kaç ay önce yapabiliyordu mesela.Çok akıllı vesselam şimdiki çocuklar harikalar,inş zekalarını becerilerini enerjilerini doğru kullanabilmeleri için onları doğru yönlendirebiliriz....oğlum cnm meleğim seni çok ama çok seviyorum :))) Annen betül

3 Nisan 2010 Cumartesi