22 Ekim 2010 Cuma

ANNE OLMASAYDIM EĞER

Ben anne olmasaydım eğer...
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
Hamileliğim... esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.
Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.
Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.
Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.
Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!...

çulata


hangi çocuk sevmez çikolatayı veya hangimiz sevmeyiz , ben bayılırım çikolataya hele şu kilo alma korkusu olmasa ekmek gibi su gibi tüketirim gibi geliyor bitter çikolata favorim ve beyaz çikolata :))) oğluşumda bana çekmiş olacak ki ne zaman konuşsak kendisiyle çulata istiyorum diyor.dün eşim öğle saatlarinde eve uğramış ve burağa yakalanmış,baba bakkala gidek demiş (gidek elazığdan döndükten sonra ağzında,unuttu bizim kuzu gidelimi ,gidek diyor ...bizde alıştık ses çıkarmıyoruz şimdilik :) ) ne alacağız bakkaldan demiş babamız ..."baba çulata alalım demiş " gitmişler bakkala ve almışlar çulataları gelmişler,yanlız  burak öyle aldığı çikolataları hemen oturup yiyen bir çocuk değil ancak yarısını tüketiyor geri kalan da anneye yani bana :)) tek bitirdiği  toto'lar içinden çıkan oyuncakları bi heves babasıyla yapıyorlar....evde aniden burağın sesini duyuyoruz "anne ben bakkal didiyom "......"ne alacaksın annecim bakkaldan"....."çulata alcam".."bende birşey isteyebilirmiyim oğlum diyorum"...iste diyor "un istiyorum şeker ,çay ,yağ ,süt ,istiyorum diyorum tamam diyor burak "....sonra yanıma geliyor ben bakkal oluyorum sesimi kalınlaştırıyorum tabi "buyurun ne istemiştiniz diyorum "çulata alcam "diyor oğluşum ... "eee benim sipariller ne olacak ben çulata veriyorum yalancıktan para da alıyorum ama benim siparişler gene unutuluyor...ee bakkala ne için gidilir çulata için gidilir....:)) keşke diyorum sütü ,et'i,tavuğu,balığıda bu kadar çok sevse oğlum....inanın et krizi süt krizi balık tavuk krizi hiç bitmiyor bizde...denemediğimiz yöntem kalmadı ama sevdiremedik eti bir türlü :((..herşeyin çoğu zarar ortası karar diyerek çikolata tüketiminide oğluşumda kontrol altında tutuyoruz tabi....çikoltadan bu kadar bahsetmişken biraz bilgi verelim çikolata hakkında ;


çikolatanın içindeki kakao yağı ve şeker, insana ‘‘mutluluk’’ veriyor. ‘‘Memnuniyet hissi’’ uyandırıyor. Eski çağlarda ‘‘Tanrıların besini’’ olarak adlandırılması da, o yüzden. Kakao, insanı sakinleştiriyor, mutluluk hormonu salgılanmasına ve konsantrasyon yeteneğinin artmasına yol açıyor.‘‘Kaliteli bir tablet çikolata, ağızda tereyağı gibi kendiliğinden erir. Elle parçalanınca kenarları düz ve keskindir. Kesinlikle ufak parçacıklara ayrılmaz.’’‘‘ Eğer çikolatanın yüzeyi parlaksa ve iştah kabartan bir görüntüsü varsa kalite adına ilk sınavı geçtiğini gösterir.Yedikten sonra boğazınızda yanma yapıyorsa, o çikolatanın yapımında kullanılan şeker oranı yüksek tutulmuş demektir. O çikolata kalitesizdir.’’çikolata yeme usulü. Çiğnemek çikolataya yapılan bir haksızlık. Oysa ağız çeperinde ve damakta dolaştırılarak yenildiğinde tadını çıkarmak mümkün.Bilim adamları, şeker, yağ ve kakao karışımının ruh haline olumlu etki ettiğinin bilindiğini, kadınların da bu yüzden üzgün ya da kızgınolduklarında daha fazla çikolata yediğini söylediler.Beslenme ve Diyet uzmanı Nükhet Aksakal Bağışgil’e bu soruyu sorduğumuzda ‘Bir gıdanın zarar ve faydasından bahsederken tüketilen miktarı çok önemli’ diyerek şöyle devam ediyor: ‘Çikolata bir ihtiyaç. Beyinde serotonin salgılanmasına yardımcı olur. Özellikle bitter çikolata yeşil çay ve üzüm kadar bağışıklığı güçlendiriyor, antioksidan etkisi var. Yapılan araştırmalara göre günde 50 ila 70 gram bitter çikolata yemenin bir zararı yok.’ Bağışgil ‘Çikolatayı şişmanlatır diyerek bir kenara koyamayız’ diyerek çikolatanın fındık, fıstık gibi yemişlerle birleştiğinde kalorisinin arttığını ve özellikle kilo sorunu olan kişilerde obeziteye neden olduğunu söylüyor. Bağışgil ‘Günde 150 gram çikolata yemek tabii ki zararlı. Eğer bitter dışında çikolata yeniliyorsa 50 yerine 25, 70 yerine 35 gram yani yarı yarıya tüketilmeli’ diyor.

....... böyle daha bir çok bilgi var çikolata ile ilgili ..mümkün olduğunca fazla tüketmeyeceğz çocuklarımızın da obozite ,şeker hastalığı ve bir çok hastalığa  karşı aşırı tüketmelerine izin vermeyeceğiz yedirirsek de bitter çikolta yedireceğiz ve yiyeceğiz bu kadar basit....kararlıca ye hergün ye :)))) çikolata tadında mutlu günler hepinize .... :)))
Yeri gelmişken ...Chocolat filmini izlemenizi de tavsiye ederim johnny depp ,Juliette Binoche, Lena OlinJudi Dench, Peter Stormare  oynuyorlar abd'de 2000 yılında yapılmış bir film ,filmin sahnelerinden birinde belediye başkanı çikolta dükkanını darmadağın edip aslında içi giderek izlediği ama yememeye inat ettiği o harika çikoltalardan deli gibi yiyior o sahne muhteşemdi ...insanın duygularına inançlarına hırslarına kararlılığına ve birçok şeye yenilmesi herşeyi bir an unutması ...... ve bunu yapan sadece masum çikoltalardı küçük küçük :)))) neyse süperdi,o çikoltalar geldi aklıma şimdi hepsi çok güzel görünüyordu ....izlerseniz iyi seyirler şimdiden

21 Ekim 2010 Perşembe

çanta çanta çanta :))

bir çok bayanda olduğu gibi bende de çanta ve ayakkabı tutkusu var :)) sayamadığım kadar ayakkabım ve çantamda olsa "aa hiç ayakkabım yok çantam yok " derim kendimi biliyorum :))) ... ne yapayım buda benim kötü huyum başkaları gibi karşısındaki insana zarar verecek kötü huylarım olacağına,böyle kötü huyum olsun...şimdi gelelim asıl konuya ,ilerde oğlum eğer bu yazıyı okursa anneeee yeterrrr dicek eminim :)) o zamanda mı bu huyların vardı dicek çünkü ben bu kötü huyumu seviyorum asla da vazgeçmicem :)))) peki hepimizin her kıyafetimize uyacak her kıyafetimiz ile kullanacağımız çantamız var mı ? şahsen benim yok ...dünyaca ünlü çanta markalarından kullandık mı ? ...çok azz.....ve gece bir davete gittiğimiz zaman ayakkabı ve çanta çok önemlidir .......
işte luxinabox
bizi flörte davet ediyor Bu açık davet, yurtdışında oldukça rağbet gören ve artık Türkiye'de de vuku bulan çanta kiralama hizmetinden başka bir şey değil ... yaşasınnn :)))) Luxinabox, sezonluk veya klasikleşmiş olan tasarım çantaları bir tıkla evine ulaştırıyor. Evine özel olarak ulaştırılıp, gene evinden özel olarak teslim alınan, ünlü modaevlerinin ellerinden çıkma çantaların hepsi yeni ve orijinal. Ayrıca gizlilik esasına ve kiralama sözleşmesine de güvenebilirsin. Hatta istersen, bu aşktan vazgeçmek istemediysen satın da alabilirsin! işte bu da web adresi http://www.luxinabox.com/Anasayfa.aspx .... evet kızlar size özel günlerde kullanmak isteyipde alamayacağınız çantalar ile ilgili bir tiyo benden bu :))) ne diyeyim güle güle kullanın veya satın alın....sevgiler hepinize

down sendromu

dün akşam eve gitmek için hergün itiş tepiş bindiğimiz otobüse 2 durak önce binerek kendime otobüste yer bulmayı ve dışarda kalmamayı başarabildim :)) işten biraz erken çıkmıştım ve oğluma daha erken kavuşacaktım ve akşam birbirimizi daha fazla görecektik yarım saat kazanmıştım mutluydum :) kulağımda kulaklıklar ortalarda bir yerde ayakatayım ve müzik dinliyorum otobüs kalabalıklaştıkça kalabalıklaştı müzik son ses açık ben müzik dinliyorum otobüs her durakda duruyor yeni yolcular biraz daha sıkışacak olmamız vs. derken birden bir ses duydum bir kadın bağırıyordu kulaklıkları çıkarmama bile gerek kalmadı ne dediğini anlıyordum tam omuzumun dibinde duruyordu "yeter artık susun nedir bu kesin artık" diye liseli gençlere bağırıyordu bir anda hepsi sustu sonra gençlerin o vurdumduymaz hayata hakkında hiçbirşey bilemyip ama biz herşeyi çözdük havalarında alaycı kıkırdaşmaları felan kulaklığın bir tanesini çıkardım ve bağıran bayanla göz göze geldik ,gülümsedim kadına ve birden ayaklarımın dibinde dizlerimi biraz geçen büyüklükte küçük bir kız gördüm öyle sessizce duruyordu yüzünü seçemedim ve bağıran bayanın elini tutuyordu rahatsız olmuyor mu orda dedim cam kenarındaydım ve çocuğu bu tarafa doğru getirelim dedim ve bana tutun tatlım dedim küçük kıza elinde llolipop şekeri kafasını yukarı kaldırdı ve yüzünü gördüm hemen anladım küçük dünya tatlısı güzelim yavru Down Sendromu   ile karşı karşıyaydı.....yoksa o sıkışıklıkta insanların bacakaları arasında gık demeden öylece orda durması beni şaşrıtmıştı.bayanla konuşmaya başladık gençler dedim hep böyle ilerde bizim çocuklarda böyle olacaklar "ben dedi kaldıramıyorum çok gürültü var çok çıkıyor sesleri"haklısınız dedim o sırada ismi zeynep olan küçük kızımızı seviyordum bayan "kızım hasta onun sıkıntısıdda var "bende dedi.anladım dedim :(( "anladınız mı "dedi evet dedim.down sendromu olan çocukların yüzlerinin birbilerine benzediğini biliyordum ve belli oluyordu bir ara işim gereği bir rehabilitasyon merkezine çok gitmiştim ordan da bilgilerim vardır."anlatmaya başladı zeynebin annesi,zeyneb doğduktan 6 ay sonra anlamışlar down sendromu olduğunu dünyası yıkılmış kadının,herkese herşeye kızmış küsmüş bunalıma girmiş,eğer annemler ve eşim olmasaydı ben asla çocuğuma balamazdım diyor"çok ağı bir psikoloji çok yıpranmış,zeynep doğduğunda dili dudağına yapışık doğmuş daha doğduğunda amelyat olmuş sonra fıtık amelyatı sonra midesinden 2 kere amelyat.ben zeynebin 3 yaşında felan olduğunu düşünmüştüm ama 6 yaşındaymış zeyneb gelişememiş birde abisi varmış zeynebin kardeşini çok seviyormuş ...dediki zeynebin annesi çocuğunuz olduğunda nasıl hayatınız değişiyor değil mi..hastalıklı bir çocuğunuz olduğunda ise hayatınız sallanıyor herşey altüst oluyor ne yaşadığımı nasıl yaşadığımı ben bilirim diyor ....Çok geçmiş olsun Allah şifa versin inş. dedim çok üzüldüm ama unutmayın dedim bu dünyada imtihan şeklimiz çok farklı hepimiz farklı şekilde imtihan oluyoruz,zeyneb size emanet edilmiş koskoca dünyada ona en iyi sizin bakacağınız düşünülmüş ona en güzel sevgiyi sizin verebileceğiniz onu en çok sizin mutlu edebileceğiniz dedim.bende öyle düşünüyorum dedi zeynebin annesi ,bende öyle düşünerek ayakta kalıyorum dedi eşim olmasa onun desteği olmasa ve annem babam olmasa aşamam yapamam dedi.öyle güzel gözleri var dı ki zeynebin öyle saf ve masum bir yüzü binlerce çocuktan daha saf ve masum bakıyordu hayata,tek tutunacağı dal ailesiydi onu ayakata tutacak ona bu dünyada güç verecek destek olacak tek güç ailesiydi ...zeynebin annesiyle konuşuyor bir yandan zeynebi seviyordum ama kafam da yüzlerce cümle düşünce gelip geçiyordu omuzlarım çökmüştü öylece dinliyordum sonra durağa geldik indik otobüsten onlar evine ben evime...yokuşu çıkarken sadece şunu diyebiliyordum şimdi ben şükür etsem çok teşekkür etsem Allahım,sen kabul eder misin?ben hangi birine neye şükür edeyim o kadar çok ki edeceğim şükürler hele burak hele oğlum az mı kafamı karıştırmıştı ona hamileyken down sendromu tehlikesi ,tarama testlerinin sonuçlarını kimseye belli etmeyerek endişeyle beklemem ve sonuçlar geldiğinde dünyaların benim olması sonra acabaların yine kafama soru işareti olarak takılması ve acaba amniyosentez de mi yaptırsam diye burağın doktorlarıyla görüşmem ve ikisinden de hayır cevabını alıp zorla vazgeçirilmem taki oğlumu görene kadar yanıma gelip kucağıma alana kadar ya bişey olursa diye endişelerimin beni yiyip bitirmesi gece aniden uynaışlarım uykusuz kalışlarım ve sonunda ŞÜKÜRLER OLSUN ALLAHA oğlumuz sağlıklı sıhhatli dünyaya geldi.....Ve zeyneb hep onu düşündüm dünden beri aklımda ve çok üzdü bu durum beni...hep bir kızım olsun istemiştim demişti annesi ,oldu ama kızım hasta doğdu demişti...o kadar zor bir durum ki bir anne baba için çok özel bir çocuğunuz var ve herşeyinizi ona göre planlıyorsunuz topluma göre şekil almaya çalışıyorsunuz çocuğunuzun ve sizin hayatınızı kolaylaştıracak çözümler bulmaya çalışıyorsunuz en önemlisi çocuğunuzu eğitecek onun yavaş öğrenme durumunu hızlandıracak çözümler bulmaya çalışıyorsunuz,herkese inanan herkese safça sevgiyle bakan çocuğunuza bu dünyanın riskler taşıdığını bu dünyada korunması gereken çok şey olduğunu anlatmaya çalışıyorsunuz defalarca milyonlarca kez ,anlatabildiniz mi bilmiyorsunuz ......Ve gelecek korkusu ya bana birşey olursa korkusu vs vs vs...........................:(((
Ben çok kızdım kendime dün dedim ki saçma sapan bir sürü şeye kafanı takıyorsun...bir sürü lüzumsuz gereksiz insana işe  değer verilmeyecek kaale bile alınmayacak bir çok şeye ederinden fazla takıyorsun ama  bak insanlar nelerle uğrşıyor betül dedim,sorumsuz bir insan değilim hayattaki gerçeklerin farkında olan acı ve tatlının bu yaşamda bir arada olduğunu biliyorum ...kayıtsız umursamaz sorumsuz değilim ama bazen boşluğuma geliyor ve takıyorum aslında hiç ama hiçbir değeri olmayan birçok şeyi....burak doğduktan sonra çocuk esirgeme kurumunun 0-6 yaş arası çocuklarını ziyaret etmiştik eşimle ,çocukları görmemiz yasakmış bağlanabilirlermiş onların duygusal dünyasına zarar verebilirmişiz diye sadece ortamı ordaki  küçük hayatları ,oraya bırakılan küçücük hayatları müdürden dinlemiştik vaktiniz olursa birgün gidin gezin isterim çocuk esirgeme kurumu nu ve unutmayın isterim down sendromlu çocukları ,tüm hasta çocukları,özürlü çocuklarımızı,özel çocuklarımızı,sokak çocuklarını,yanlız ve çaresiz yürekleri,yardıma muhtaç olan tüm minicik elleri tutmayı unutmamanızı dilerim ....
* _ çok şükür edelim sevdiklerimizin sağlıklı olmasına
* _ çok şükür edelim hayatta olmamıza
* _ çok şükür edelim nefes alabilmemize ve verilen değerli onca güzel şeye
* _ çok duyarlı olalım üzüldüğümüz onca şeyin birgün  başımıza gelebileceğini unutmayalım
* _ unutmayalım bir imtihanın parçası olduğumuzu sınavda olduğumuzu....

sevgi dolu tertemiz içinde kötülük olmayan tüm kalplere sevgilerle Betül İnce Öncül