2 Şubat 2013 Cumartesi

el yazısı :(((( neden ama ???


şimdi ki çocuklar çok zeki cümlesini duymayan kalmamıştır günümüzde ....
katılıyorum bence de öyle görsel , işitsel zekaları o kadar çok uyarılıyor ki ellerinde etraflarında o kadar çok meteryal var ki çocuklar bizim çocukluğumuzda adım adım ilerleyip öğrendiğimiz çok bilgiye bizden daha erken sahip oluyorlar.oğlum büyüdükçe gizli bir korku var içimde biliyorum bir süre sonra yetemeyeceğiz ona .hatırlamıyorum,ben direk 1.nci sınıfa başlamıştım 6 yaşındaydım başladığımda fişler vardı
bize okulda verilen,o fişlerle Ali okula koş ,Ali topu tut vs. öğretilirdi fasülye ve çubuklarımız vardı onlarla matematik dersi işlerdik ... şimdi olay tamamen değişmiş ,nerde bizim Fasülye nerde bizim  Ali , kalmamış hiçbir şey..çocukların ellerinde tabletler ,velilerinin cep telefonları ,oyun konsolları,playstationlar..varda var yani..bunlar en bilinenleri hatta gelir seviyesi en düşük olan ailelerin bile çoğunda bunlardan en azından biri ile tanışmışlık durumları mevcut....Hal böyle iken uzun süredir benide sardı bir korku tabi .... eee oğluma bakıyorum bilgisayarda oyunları internete girip kendisi google açıp oyun sitesini bulup açıyor istediği oyunları oynuyor..acaba bu oyunda nasıl oynanıyordu diye takıldığını çok nadir gördük ...yani durum malesef bu ,Oğlum kendi başına bu oyunları oynuyor vs diye anlatırken bazı veliler gibi ,inanın bunu gurur duyulacak birşeymiş gibi anlatmıyorum,aksine üzülerek anlatıyorum,Teknoloji varsa,tanışmayacak mı bu çocuklar,elbette tanışacaklar,bunun bir kontrolü olması gerektiği konusunda herkes birşeyler diyor mu ? diyor ...eee peki icraat ...... İcraata gelince beceremeyenlerdeniz biz millet olarak,malesef çoğumuzun kanında var bu ,huyumuz çıksın ne diyeyim ... Neyse ben harflere döneyimde konu karışmasın , Teknoloji konusu ile ilgili ayrıca dertleşicem :) Burkiş anaokulunda seneye 1.nci sınıfa başlayacak ve çevremde çocuğunu okula başlatan her velide bir karın ağrısı ,nedir sebebi ...sebep belli el yazısı ....inanın bu duruma kim isyan ediyorsa haklı ,benimde bir huyum var çoğu şeyde tam bilgi sahibi değilsem hemen isyan etmem ,dur şu el yazısını bir araştırayım kardeşim,nedir durum dedim ... edinidiğim bilgiler içinde dikkatimi çeken linkler  niçin el yazısıel yazısı sorunlu mu  , İlkokuma Yazma Öğretimi bunlar ve daha bir çok yazı ... tabi kafam karıştı , oğlum henüz okula başlamadı bekleyip göreceğiz bizi nelerin beklediğini ......Fakat durumla ilgili bildiğim şey çocuklar el yazısı ile başlayıp bir kaç sene sonra düze yazı ile devam ediyorlar, ders kitapları düz yazı ile çocuklara dağıtılıyor,peki o zaman bu kafa karışıklığı yaratacak durumlar neden,bilmiyorum mantıklı bir açıklama yapacak durumda değilim çünkü kimseden net birşey de öğrenemiyorum ,umarım çocuklarımızı bu el yazısı ve harf öğretim şekli yıpratmaz ....

31 Ocak 2013 Perşembe

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki ..................

BU YAZIYI OKUMANIZI ÇOK İSTERİM
 
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşam...
ları eve yorgun dönerdi.
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksı n babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.

Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.

Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum .

Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden
alırsa ben ne yapacaktım?

Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.

Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.

Farkında' Olmalı İnsan...

Kendisinin, Hayatın Olayların,
Gidişatın Farkında Olmalı.

Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın
Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür.

29 Ocak 2013 Salı


                                                                                                                                               29/01/2013

telefon bağlanır ...                                                                                                         
telefonu açan burak

- Burak :Alo anne
- Annesi :Efendim oğlum
-Burak  : Söbe teyze ben özel konuşcam annemle dışarı çıkıyom
-Sübiş Teyzesi : Tabi teyzem konuş bebeğim
-Burak  : Anne nerdesin ,derslerini çalıştın mı
-Annesi  :işteyim evet oğlum
-Burak   : Anne çok özledim seni,seni çok seviyorum ben
-Annesi : Burağım bende seni çooookkk seviyorum kıymetlim benim
-Burak  : Anne ben hep senin yanında olmak istiyorum hep seni istiyorum
-Annesi : ......................................................
-Burak :Anne orda mısın ?
-Annesi :Evet bebeğim burdayım ,Yemeğini yedin mi annecim,çoraplarını çıkarmıyorsun demi
-Burak  :Yedim anne çoraplarım ayağımda bak....Anne ege çok üzdü anneannemi çok yaramazlık yaptı ....
-Annesi :Anneannen üzülmüştür o zaman cnm
-Burak :Ben çok eğlendim ama anne,Anneannemle çok eğleniyorum çok mutluyum,oyunlar oynadık yine
-Anne : Sevindim annecim aferim,Bende yeni bir oyun öğrendim annecim akşam seninle oynıcaz
-Burak : Arabada yarıştırcakmıyız anne
-Anne : Kesinlikle,arabada yarıştırcaz daha bir sürü oyunumuz var
-Burak :Sonra seninle gezeriz anne beraber eğleniriz,kültürparka da gidelim ama
-Annesi:Tamam annecim sen nasıl istersen,
-Burak :Anne ben kapatcam
-Annesi : Annecim birşey ister misin akşam gelirken getireyim
-Burak  :Çikolata ,sakız
-Annesi :Tamam annecim öpüyorum
-Burak  :Öptüm anne
--------------------------------------------------------------------------------------
Sana söyleyemedim ama ....................................
Hiçbir zaman senden ayrılırken mutlu ayrılmadım annecim ...........
Seni evde bırakıp işe gittiğim her sabah ; evden çıkmadan baktığım en son şey hep sen oldun,senin uykudaki melek yüzünü seyrettim,yavaşça öptüm parmkalarını,ayaklarını,yüzünü.....
Sonra yürüdüm oğlum aklım gönlüm evde...
sabah uyandığında ev bomboş geliyordu sana ,annen yoktu biliyorum,akşama kadar sen nasıl özlemle beni bekliyorsan,bende özlemle sabırsızlıkla bekliyorum her gün  mesainin bitmesini
Sana anlatamadığım birçok şey var annecim ,Her sabah ortadan kayboluşlarım akşam aniden kapıdan içeri girişim ,bütün gün seni yanlız bırakışım ......
Sen o kadar duyarlı o kadar akıllı ve kalbi o kadar güzel bi çocuksun ki annecim,çoğu zaman ben derdimi  anlatmak için kelimelerle savaşsamda sana ....."üzülme anne bana sarıl" diyorsun küçücük kollarını bana uzatıp...işte o anda bir annenin neler hissedebileceğini belkide hiç bilemiceksin.....karşında nasıl ezildiğimi,utandığımı ..........Bazen bir çocuğun küçücük kolları en anlamlı sözleri ezip geçebiliyor ,sende umarım hayatın boyunca hep birilerine güç olursun kocaman yüreğinle cnm oğlum ..........
En güzel özelliğin merhametin annecim,umarım hayatın boyunca bunu yitirmezsin,Ben en mutsuz olduğum anlarda,seninle güç buluyorum.... üzüldüğümü gördüğün anda ortadan kaybolup bi kenarda köşede çizip getirdiğin resimlerini bana uzatıp,anne al bu senin,sen mutlu ol diye çizdim dediğin zaman bir şeker gibi eriyorum karşında
Bir gün harika bir baba olursun inşallah annecim ,ve umarım Senin evladın da senin gibi harika bir evlat olur ,işte o zaman anlarsın ne kadar harika bir duygu olduğunu,bize nasıl güzel duygular yaşattığını.
Sana sustum ..........
Cevabını bildiğim bazı şeylerde sustum annecim ,bazen sana vereceğim cevaplar ,ağzımdan çıkmadan beni öyle acıtıyor ki ,sana nasıl söyliyeyim ....
Ben hiçbir zaman seni bırakıp işe giderken mutlu gitmedim annecim .....Ve en çok akşam eve gelişlerimde mutlu oldum annecim ..........
Ama Anneannenin emeğini hiçbir zaman ödeyemeyiz annecim,Senin ve egenin yüzünü güldürüp teyzenle benim yokluğumu hissettirmemek için bütün gün sizin için çırpınan sizin bir gülüşünüz ile bin kere mutlu olan anneannen ,sizin bir çok çocuktan şanslı olmanızı sağlıyor.Allaha her gün şükür ediyorum İyki benim annemde hayatta ve iyki sizin anneanneniz, kocaman yüreklerimiz ve biz yenilmeyiz .....


28 Ocak 2013 Pazartesi

CANIM EVLADIMA ...........

 Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…
...

Yem.ek yerken üstümü kirletirsem
üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.

Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...

Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.

Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi
1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.

Banyo yapmak istemediğimde;

Beni utandırma yada azarlama…

Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi
ve oyunlarımı hatırla…

Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen…
bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…

Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme… çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.

Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…

İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…

Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.

Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver…

Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.

Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…

kızma… Birgün anlayacaksın…

yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,

Bir gün şunu anlayacaksın:

hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve

senin yolunu hazırlamaya çalıştım

Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.

Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.

Yürümeme yardımcı ol… ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme....

Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.

Seni çok seviyorum oğlum/kızım….
Ve hep seveceğim…
Alıntıdır.
 


Fotoğraf: MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM ! 

{CANIM OĞLUMA / KIZIMA }

Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…

Yem.ek yerken üstümü kirletirsem 
üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.

Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla...

Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.

Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 
1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.

Banyo yapmak istemediğimde;

Beni utandırma yada azarlama…

Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi 
ve oyunlarımı hatırla…

Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen… 
bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…

Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme… çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.

Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…

İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi… yaşamı göğüslemeyi…

Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.

Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver…

Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.

Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…

kızma… Birgün anlayacaksın…

yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,

Bir gün şunu anlayacaksın:

hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve

senin yolunu hazırlamaya çalıştım

Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.

Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.

Yürümeme yardımcı ol… ve yolumu sabır ile, sevgi ile bitirmeme....

Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.

Seni çok seviyorum oğlum/kızım….
Ve hep seveceğim…

Alıntıdır.

OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ !