25 Ekim 2017 Çarşamba

Şimdi nasıl geçiyor derseniz zaman ....

           Ömer 3 yaşında artık Burak ise 9 yaşında 4.ncü sınıf talebesi, ben bu blogu hazırlarken amacım hergün veya en azından 2-3 günde bir yazmak Burak ile (Ömer o zaman yoktu :) )ilgili anıları paylaşmaktı niyetim ama sadece düşünmek niyet etmek yeterli olmadı vakit yokluğu ve yorgunluk girince devreye yetişemedim :(( çok üzgünüm bu konuda .... benim hayallerimde bu blogu harika anılar ile doldurmak Burak 18 yaşına geldiğinde doğum günü hediyesi olarak ona bu blogu hediye etmek vardı,o zaman çocukluğunu bir nebze de olsa yaşar gibi olacak belki de çok etkilenecekti ...Fakaat zamane çocukları ah onlar ...kaçar mı bir şey onlardan kaçmadı öğrendi blogu olduğunu :))) şimdi zaman buldukça nadirde olsa yazıyorum böyle ......

          Nereden başlıyayııııımmm .........

          Ömer'imiz hayatımıza girdiği günden beri biz ebeveynlerin yorgunluğu arttı çok hareketli ve çok şirin bir çocuk kuzumuz, soranlara 2 çocuğumuz var fakat ilk defa çocuk yetiştiriyoruz diyorum :))) biz Burak'da hiç anlamamışız çocuk yetiştirmeyi ,ne kadar sakin kırılgan naif  bir çocuksa Burak ,Ömer onun tam tersi ...kızdıysa adam, kırılmıyor hiç direk gidip hesap soruyor hem sözlü hem fiziksel "çucuklara çok kızdım düvdüm yaaa " diyor :) dalıp tv seyreden abisinin kulağını tırnak makasıyla kesecek kadar haşarı bir Ömerimiz ona sadece ağlayıp söylenerek el hiç kaldırmadan kızan bir Burağımız var ...her seferinde yanıma gelip anne bak Ömer'i çok seviyorum birde küçük diye kızmıyorum ,büyünce kızıcam ama tamam mı diyerek sadece kızma niyetine giriyor balığım icraat yok ama :))
Ama en önemli şey nazarlara gelmesin diyorum çok seviyorlar birbirlerini,çok bağlılar Burak,Ömer'in öpmedik yerini bırakmıyor ,"anne çok tatlı benim kardeşim yaa,yok böyle kimsede kardeş ,öpe öpe doyamıyorum anne " diyor Ömer ise hep "cacım :) abim benim " der ve eğer abi bir yerde oturuyorsa onun yeri aynı aşağıdaki resimde olduğu gibi abisinin kucağıdır,eğer Burak evdeyse ve sabah uyandığında Ömer uyuyorsa o uyandığında Ömer'i ilk kucağına alma kesinlikle Burak'a aittir ,zaten Ömer'de uykulu uykulu badi badi çoğunlukla abiye koşar .  



        


                           
Burak okula gittiği zaman evde olmayınca çok sıkılıyor Ömercik , abinin okuldan gelişi binayı ayağa kaldırıyor çığlıklar bağırışlar ,  Ömer yeni doğduğunda Burak ilkokul 1.nci, sınıfa başlamıştı ,bütün gün kardeşimi düşünüyorum çok özlüyorum anne diyordu ,akşam eve geldiğinde çantayı sokak kapısının önüne atıp merdivenlerden abim ben geldiiiiimmmm Ömeeerrrrr diye içeri bir girişi vardı tam seyirlik tam bayılınası bir sevgi ve kavuşma hali :))) Şimdi büyüdükçe birbirlerine kızdıkları zaman olsa da barışmaları çok kısa sürede oluyor , tek sorunumuz Ömer beyin aşırı hareketli bir çocuk olması ,sürekli, dikkatli ve uyanık olmak zorundayız ,2 dk gibi kısa bir sürede komşunun evine girip koltuğa oturup tv izlemeye başlamış bir çocuk olduğu için ,korkudan bizi mahvetmesin diye    tetikteyiz :)) Şimdi güzel günler geçiriyoruz evlatlarımızla onlar mutlu ,onların mutluluğu ile bizde çok mutlu oluyoruz :) güzel gören güzel düşünen evlatlar olmalarını istiyoruz , güzel bakarlar ise hayatta kendilerinin anlaşamayacağı hiç kimse olmaz, onlarla anlaşamayan çıkarsa da karşı taraf kendisini sorgulasın deriz ne diyelim yani :) iyi hayırlı evlatlar olsunlar dualarımda hep bu var .İşte bol bol resimler sevenlerine gelsin .....Sevgiler .....










19 Nisan 2016 Salı

Portofino :)

https://www.youtube.com/watch?v=phTslMxr6O4



https://www.youtube.com/watch?v=phTslMxr6O4

Bir şarkının meşhur ettiği, o şarkıyı duyanın merak edip görmek istediği, adı aşkla, romantizmle anılan küçük İtalyan şehri Portofino'ya hayatımın bir bölümünde gitmeyi ne çok isterim bu küçük şehrin resimleriyle dolu bilgisayarım flash diskim vs.bilmiyorum ama çok sıcak ve çok sevimli geliyor bana :) eskiden küçük şirin bi balıkçı köyü olan portofinoda Hayatı boyunca 9 kez evlenen Elizabeth Taylor4 evliliğinde balayını geçirmiş.Bende belki eşimle,evlilik yıldönümümüzde giderim,Planlarımız arasında var çünkü evliliğimiin her on yılı bittiğinde kız kulesi,pisa kulesi ,eyfel kulesi gezilecek  yani her 10 yılda ,bir kuleye gidilecek :)) kısmet bakalım.... İtalya'ya gittiğimizde de portofino gezilmeden dönülmeyecek şartım bu :)

Portofino, kuzeybatı İtalya'da Ligurya bölgesinde Genova ili'ne bağlı bir belde. Portofino beldesi alan itibariyle Genova ili içerisinde en küçük belediyedir. Rengarenk evlerin çevrelediği bir küçük limanı vardır. Bu küçük nüfuslu sahil beldesi Italya'nın ve Avrupa'nın en resimsel yerleşkelerinden biri olduğu genellikle kabul edilmektedir.Buradaki restoranlar kafeler ve barların hemen hepsi denize bakıyormuş,Benim gibi deniz aşığı birinin yaşamaktan büyük mutluluk duyacağı harika bir yer ,düşün her yer denizi görüyor ,şahane :))
İşte bu çok sevdiğim şehri sizinle de paylaşmak istedim .Sevgiler









14 Mart 2016 Pazartesi

SON 5 AY İÇİNDE 3.NCÜ KEZ AN--KARA

        Bilmem ki kaç kere ölür insan hayatta,bir kere demişlerdi hep bize... Bir  kere ölünür diye bilirdik büyüyene kadar , çocukluğumuz güzeldi terör diye bir kelime yok dağarcığımda hatırlamıyorum, daha küçücük bir çocukken bu kelimeyi bildiğimi hiç hatırlamıyorum ....Sonra yıllar sonra büyüdükçe ben ,Dünyada büyüdü ,öyle sandığım kadar küçük değildi dünya ve paylaşamıyordu insanlar bu dünyayı,Paylaşmama oyuncaklarımı başkasına vermek istememekti benim için,Dünya koskoca dünya kime yetmiyordu ki ...... Ama yetmiyormuş işte birilerine Dünyayı paylaşmak için küçük çocukların, savunmasız insanların ölmesi gerekiyormuş,hesaplar yapıyormuş insan müsveddesi birileri , her giden canı ellerini ovuşturarak kutlayarak izliyorlarmış ....Benim oğlum Burağım 6 yaşında başladı terör kelimesini duymaya,Haberleri izlerken ansızın karşımıza gelen terör haberlerini kapatma yarışına girerken biz,o çoktan almıştı alacağı mesajı,Ben asker olmıcam dedi ilk başlarda "askerler ölüyor anne , öldürüyorlar onları ,ölmek istemiyorum ben korkuyorum ,asker olmıcam " dedi sonra sadece askerlerin ölmediği öğrendi,Aniden yolda giderken bir bomba patlayacağını ve insanların ölebileceğini gördü,Oyunlarında asker vardı artık bomba vardı silah vardı,Kendi kendine kağıttan silah yaptı ve oyunlarında, ona hiçbir zaman birşey olmadı o hep karşısındakine zarar verdi masum silahçılık oyunu (değil ama hiç değil),Çünkü ölmek istemiyordu oyunlarında bile bunu kabul edemezdi olmazdı.....
       Şimdi dünyanın 4 bir etrafından savaş haberleri ölüm haberleri gelirken ,Ana haberlerin ilk dakikalarını ambulans polis sesleri,yıkıntılar,asfalta dökülmüş kanlar,yaralı yardım bekleyen bedenler kaplarken ,5 ayda 3 kere bir başkentte bomba patlarken çocuklarımıza nasıl güzel yarınlardan bahsedeceğimizi artık hiç bilmiyorum,Gözümüzün önünde burnumuzun dibinde olduğunda bile özlem duyduğumuz kokusunu hiçbir yerde bulamadığımız evlatlarımıza geleceğin hangi güzelliğinden bahsedeceğimi hiç bilmiyorum,Daha 8 yaşında olan oğluma ölüm korkusunu tattıran ölümle ilgili kafasını karmakarışık hale getirip iç dünyasında ona travmalar yaşatan terörün her çeşidine katkısı olan ve terörün her ne sebeple olursa olsun içinde olan yaratılmış hücre yığınından ibaret olan hiçbir canlısına hakkımı helal etmiyorum.
       Dün Ankara'da kan ve gözyaşı vardı,Bugün o göz yaşı evlerde hiç susmadan akıyor,kan topluyor o gözler ağlamaktan .... Ve anneler babalar çocuklar terörle tanışmanın lanetini okuyor ,Terör bir kelime sadece ,onun içeriği canilik hainlik kahpelik acımasızlık kalpsizlik ve tüm iyi insanlar bunları yapanlara tek tek bağırıyor siz canisiniz,hain ve acımasızsınız her iyi insanın dudaklarından bu sesler o insan müsveddesi hücre yığınlarına tek tek ulaşıyor.....
Bu ülkede zarar verdiğiniz her polisin askerin vatandaşın ve ailelerin hepimizin ahı sizlerin kulaklarında tek tek çınlasın her korkuttuğunuz çocuğun her acıttığınız bebeğin çığlığı kulaklarınızdan hiç gitmesin firavun gibi ölün ve cesediniz dünyanın hiçbir yerindeki toprak parçası tarafından kabul edilmesin.
Dünyanın neresinde olursa olsun Suriye'de Irak'da Afganistan'da Arakan'da Çeçenistan'da Mali'de Moro'da Libya'da Somali'de Mısır'da ve sayamadığım bir çok ülkede bölgede yerleşkede masum insanlara zarar veren ,Müslüman oldukları için acı çektirilen Müslüman oldukları için başlarına her türlü çorabı ören hücre yığını insan müsveddelerine Allahım sen kötülük yapma fırsatı verme, yapacakları her türlü fesatlığı kendilerine çevir ve Rabbim lütfen evlatlarımızı bizleri Ülkemizi sen koru ve bize onların perişan hale düşmelerini, çektirdikleri acılar kendilerinde bulmalarını göster.
       Bu dünyayı bizlere zehir edip korkuyla psikolojik ve fiziksel her türlü eylem  ile bizi bin kere öldürenler ;Arkanızdan hiç kimse sizi iyi anmayacak ve siz kıyamet kopana kadar lanetle anılacaksınız her annenin babanın ahı sizin peşinizi bırakmayacak bunu unutmayın ,Çocuklarımıza daha güzel bir dünya bırakmamıza engel olan her türlü  güç ,bu dünya döndükçe size lanetler ahlar beddualar ulaşacak bunu unutmayın .....

10 Mart 2016 Perşembe

         Küçük börülcemiz (Mahfuz Ömer)hızlı bir şekilde büyüyor büyüdükçe de abisinden görmediğimiz hiç alışık olmadığımız bir hareketlilik kazanıyor,Bazen çevremdekilere ben hiç çocuk büyütmemişim ilk defa çocuk büyütüyor gibiyim diyorum ,Ve bazen Burağıma karşı suçluluk hissediyorum,Gayet mükemmel bir çocukmuş benim oğlumda ben bazen fark edememişim,Oysa annem hep söylerdi Burak gibi çocuk bulamazsınız evladım derdi annem çok haklıymış,Burağım sakin hayırı eveti anlayan bir çocuktu ,şimdi burdan şu sonuç çıkmasın ,ben pısmış sindirilmiş bir çocuk istiyorum öyle çocuktan hoşlanıyorum gibi bir şey değil bu benim dediğim başka bir şey daha sakin mizaçlı değil yani Ömer'imiz,Fakat o kadar şirin mimikleri ve kendini sevdirme tarzı var ki hiçbir şey söyleyemiyoruz,Allah'tan abimiz harika bir abi ,Ömerin yaptığı onca hareketliliğe gülerek veya sakince karşılık veriyor,Geçen gün işten eve döndüm Burağımın gözleri ağlamaktan şişmiş ,Kuzum neyin var dedim Ömer'i gösterdi,Ne oldu yavrum dedim kolunu açtı ısırdı dedi,Hiiii diye öyle bi irkilmişim ki,Ömerin 2 dişi resmen çocuğun etine geçmiş morlu kırmızılı bi hal almış kolu ve birazda şişmiş,tv izlerken Burak ,sessizce yaklaşmış abisine hart diye geçirmiş dişlerini ,Abiside itlersem düşer diye ,itlememiş can hıraş bağırmış durmuş Anneanne koşup gelene kadar o izler çokan oluşmuş malesef :( ,Oğlum abine ne yaptın diyorum gidip cici cici yapıyor abisine,İş işten geçtikten sonra,Abimiz baya ağlamış ben olsam bende ağlarım çok yanmış canı çocuğun....
Şu resimdeki yatışlarına bakar mısınız,Burağım Ömeri öpüp koklamaya doyamıyor,O da abisine kendini sevdirtmeye bayılıyor ,bir parmağını abisinin ağzına vermiş abiside bal kaymak gibi o parmağı emiyor ikisi de çok memnun hayatından,resmin devamında Ömercik abisinin kucağında uykuya daldı ve abisi kardeşini uyuttuğundan dolayı sonsuz mutluydu...Bende Burak küçükken onun ayak parmaklarından serçe parmağını öperdim ağzıma alıp ham yaparım derdim ve katıla katıla gülerdi Burak ,O parmağına bezelye derdim,nerdeymiş benim bezelyem dediğimde heyecanla kıkırdamayabaşlardı :)) bunu bazen hala yapıyorum :)))
Abimizin Ömeri uyuttuğu başka bir gün resmi de bu 

Benim kuzularım böyle işte 

8 Şubat 2016 Pazartesi

ÇAMURLU BİR ÇANTA VE BİR CESET ..............................................................................................

http://www.mynet.com/haber/yasam/suriyeli-bebek-besinsizlik-ve-soguktan-hayatini-kaybetti-2304450-1

Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, merkez Seyhan İlçesi’ndeki otogarda li bir bebeğin öldüğü ihbarını aldı. Otogara gelen polis, bekleme salonundaki bir koltukta kız bebeğin cesedini buldu.

Sağlık ekiplerine         
haber veren polis, çevrede bulunan bir Suriye vtandaşı aracılığıyla anne Nesrin Berdoş ile konuştu. Bebeğinin yanında oturan ve gözyaşı döken anne Berdoş, Halep’ten yürüyerek Hatay’a, oradan da İstanbul’a gitmek üzere akrabalarıyla Adana’ya otobüsle geldiklerini anlattı.

Babası Suriye’deki iç savaşta hayatını kaybeden Garam bebeği otogara gelen sağlık ekipleri, koltuktan alarak ambulansa götürdü.
Suriye'den yürüyerek Hatay'a gelen ailenin yanında getirdiği çantanın üzerindeki çamur dikkat çekti

Adana Adli Tıp Kurumu’na götürülen Garam bebeğin ilk belirlemelere göre besin yetersizliği ve soğuğa bağlı olarak yaşamını yitirdiği öğrenildi.
       Size güzel konulardan bahsetmek büyümeye çalışan 1 yaşındaki oğlumdan ve 2.nci sınıfta okuyan derslerinde gayet başarılı olan büyük oğlumdan , bazen ne kadar kızsamda ne kadar çabuk affettiğim insanlardan,iş hayatımdan ,ev hayatımızdan ,evimizdeki iki küçük yürekle paylaştıklarımızdan bahsetmeyi ne kadar çok isterdim bugün vaktimde var yazabilirdim zamanım bol ama yapamıyorum okuduğum haberden ve haberlerden dolayı yapamıyorum malesef size yazacağım güzel konular yok ....malesef yok......
       Çok uzun zamandan beri gözlerimi rahat kapatamıyorum,hergün artarak büyüyen ve beni kahreden öldürüp bitiren bu haberler gözümün önünde....
       Şimdi düşünün farklı bir ülkedesiniz üstünüzde bir kat incecik kıyafet hava soğuk, bir bankta oturuyorsunuz ve yanınızda bir bebek cesedi.....evladınız var orada ,sessizce duruyor yanınızda......bir daha hiç size seslenemeyecek ve bir daha acıktığı ve üşüdüğü için ağlayamayacak bir bebek.... bombalardan kaçırırken o küçücük bebeği kıymetlinizi,yemeklerin çöplere atıldığı kalın kalın montların dolaplarda 2şer 3er biriktiği israfın diz boyu yaşandığı bir ülkede açlıktan ve soğuktan öldüreceksiniz :( yanınızda çamurlu bir çanta ve bir ceset .....Bebeğin annesinin yüzüne baktığınızda siz ne görüyorsunuz bilmiyorum ama ben en çok yitiklik tükenmişlik görüyorum ölesiye mutsuzluk umutsuzluk ölesiye can acısı ve ölen evladının cesedinin başında ağlayıp feryat figan edemeyecek kadar yorgun güçsüz düşmüş artık herşeyini yitirmiş ve etrafında olan hiçbir şeyi hissedemeyen bir anne görüyorum .....Ne var sizce çamur içinde kalmış halepten hataya kucağında çocukla yürüyerek incecik kıyafetleri ile bu karda kışta soğukta gelen o annenin çantasında ne var sizce ? o çanta kadar bile umutları kalmayan  annenin çantasında emin olun ilk önce çocuları için birşeyler vardır , o bebek insanlığımdan utandırıyor beni...o bebek ve kıyıya vuran onlarca bebek kadın erkek cesedi,bile bile ölüme gönderseler sizi gider misiniz ? gidiyorlar çaresizce gidiyorlar .... Başımıza bir bela bir musibet geldikten sonra mı karşımızdaki insanların ne yaşadığını anlayacağız illa yanmalı mı canımız ,savaşlarda ölen mazlum savunmasız çaresiz halkın dünya üzerindeki tüm insanlıktan soracak hesabı var , o bebeğin savaşta ölen babası bir yerlerde bizi görüyorsa eğer açlıktan her haykırışında bebeğinin soğuktan her titreyişinde bize lanet etti bunu bilelim ..... Acı veriyor bana herşey keyfim hiç yok ,etrafımda olan saçma sapan hiçbir şey hiçbir kimse umurumda değil , aklım suriyede filistinde türkmenistanda mısırda ırakda diyarbakırda pek çok yerde ve müslüman kardeşlerimde,Müslümanların içerisine fitne sokarak birbirlerine düşüren , iç karışıklık çıkarıp birbirilerini öldürmeye başladıklarını gördükten sonra,ellerini oğuşturarak bu manzarının keyfini çıkaran zalimlerin elbette hesabını yaradan soracak ve dilerim tez zamanda sorar .Ama asıl olan ney biliyor musunuz kalplerimizi sağırlaştırmayalım nolur,Ülkelerinden kaçıp evlerini arkadaşlarını akrabalarını sevdiklerini mesleklerini eşlerini anne babalarını kardeşlerini yani hayatlarını bırakıp kaçan ve bazen sadece gülümsememizin bile yeteceği aciz durumdaki bu insanların yerine kendimizi koyup ne hissetiklerini anlamaya çalışalım nolur,birgün hayatımızı elimizden alıp git derlerse gidecek yerimiz olmayacak bunuda bilelim,geçen gün bir abi ile konuşurken ,sınırda 30 bin suriyeli bekliyormuş onlarda ülkeye girecek dedim ,bana şu cevabı verdi ,onlar gelsinler biz gidecek durumda olmayalım ve o durumda olan biz olmadığımız için şükür edelim dedi ,bu karşılıklı bir imtihan,onların ve bizim imtihanımız dedi ,Doğru çok doğru......madem bu dünya keyif yeri değil kıymetini bilelim Allahın bize yaşattığı güzelliklerin ve çok şükür edelim,Burağa (oğlum) çok küçük yaşta başladım şükür etmenin nasıl birşey olduğu ve önemini anlatmaya ,şimdi bazen bir konuda mızmızlanıp söylendiğimde o beni uyarıyor ve hatırlatıyor hamd olsun ki bunu yapıyor ve bir ömür boyuda yapar inşallah,Çocuklarımıza en başta Allaha teşekkür etmeyi şükür etmeyi öğretelim nolur,Gün gelip üstü çamurlu bir çanta ve bir cesetle bir bankta,aciz çaresiz kalıp aklımızı şuurumuzu yitirmemek için müslüman kardeşlerimizin çektiklerini çekmemek ve çeken kardeşlerimizide bu durumdan kurtarmak için birbirimizin hataları ile uğraşıp boş işler için saatlerimizi harcayacağımıza iyi evatlar yetiştirip kendimizi iyi yetiştirmeye devam edelim ,ve n'lur acının dili olmaz acıyı yaşayan bilir ,sıkıntı çeken tüm müslüman kardeşlerimize yardım edelim,bir gün gidecek yerimiz hiç olmayabilir unutmayalım.......